Pazar, 30 Nisan 2017

Tartışmaların odağındaki isim Şeyh Said kimdir?

1865 yılında Elazığ’da doğan Şeyh Said, özellikle son günlerde tartışma konusu oldu. Bazı çevrelerce isyancı, bazı çevrelerce ise Kürt milliyetçisi olarak tanıtılmaya çalışılıyor. Özellikle Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesine asılan ”Her evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir fatihadır” yazılı bir AKP pankartı sonrası bu tartışmalar bir kez daha gündeme geldi. Peki gerçek Şeyh Said kimdir? Niçin ayaklanmış ve neye itiraz etmiştir?

Diyarbakır’da asılıp daha sonra toplatılan o pankart

Şeyh Said, öncelikle 1925 yılında dönemin diktatör rejiminin İslam karşıtı söylem ve uygulamalarının ardından halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran bir lider olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarih kitaplarında ‘isyancı’, bazı çevrelerce ise ‘milliyetçi’ olarak tanıtılmaya çalışılan Şeyh Said, aslında bir isyancı yahut bir milliyetçi değil, İslam karşıtı olan rejime karşı kıyam eden bir Müslümandır.

Şeyh Said, sağlam duruşunu ve davasını 13 Şubat 1925 Cuma günü, Piran camisinde verdiği vaazda şu sözleriyle ifade ediyordu: “Medreseler kapatıldı. Din ve Vakıflar Bakanlığı kaldırıldı ve din mektepleri Milli Eğitim’e bağlandı. Gazetelerde birtakım dinsiz yazarlar dine hakaret etmeye, Peygamberimize dil uzatmaya cüret ediyorlar. Ben bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim. (Behçet Cemal, Şeyh Sait İsyanı, Sel Yayınları, İstanbul 1955, sayfa 24.)

Ayrıca farklı kaynaklarda Şeyh Said’in bu dönemde, “Emir’ül Mücahidin Muhammed Said El-Nakşibendi” imzasıyla halka yönelik çeşitli beyannameler yayınladığı aktarılmaktadır.

İslam karşıtı rejime karşı halkı bilinçlendirmek için var gücüyle çalışan Şeyh Said, ”Kurulduğu günden beri din-i mübini Ahmedî’nin [İslam] temellerini yıkmaya çalışan Türk Cumhuriyeti Reisi M. Kemal ve arkadaşlarının, Kur’an’ın ahkamına aykırı hareket ederek, Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve Halife-i İslam’ı sürdükleri için, gayri meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün İslamlar üzerinde farz olduğu, Cumhuriyetin başında bulunanların ve Cumhuriyete tabi olanların mal ve canlarının  Muhammed’in şeriatına göre helal olduğu…” (M. Şerif Fırat, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, TKAE Yayını, Ankara 1981, sayfa 180.) sözleri ile davasını haykırmaya devam ediyordu.

Biz Şeyh Said’in halka verdiği vaazlarında ve yayınlamış olduğu daha birçok beyannamesinde “Kürt” isminin dahi kullanmadığını ve sürekli İslam ahkamına, hilafetin kaldırılmış olmasına ve dönemin rejimine karşı görüşlerine yer verdiğini görüyoruz.

Dolayısıyla birçok İslami kişiliği idam eden dönemin rejimi, Şeyh Said ve arkadaşlarını da susturmak, halk indinde karalamak ve direnişin başlamaması için çaba harcaması gerekiyordu. İşte İstiklal Mahkemeleri’nin de kuruluş amacı budur zaten. Osmanlı ve İslam hilafeti adına direniş gösterecek liderleri ‘vatan haini’ ilan etmek ve idam etmek…! Şeyh Said, İskilipli Atıf ve daha birçok İslami direnişin sembol ismi bu mahkemelerde idam edilmiştir.

Bunca beyanatı, mücadelesi ve konuşmaları aslında Şeyh Said’in nasıl bir düşünceye sahip olduğu ve ne için direniş başlattığı açıkça anlatmasına rağmen yeterli gelmedi ise idam sehpasına götürülürken söylediği sözleri buraya almak yerinde olacaktır: ”Zâlîm ve kâtillerle elbet mâhşer gününde hesâblaşacağız. Boynuzsuz keçinin âhını boynuzlu keçiden alırlar. Bana şehâdeti nâsib eden Allâh’a şükrediyorum. Şunu bilin ki, benim kanım sizin inkılabınızı boğacaktır…!”  Askerler tarafından son isteği sorulduğunda ise kağıt kalem isteyip ”Mücâdelem Allâh için ve dîn için olduktan sonra, idâm sehbâlarında asılmamda korkum yoktur!” cümlesini yazmıştır. Ve Şeyh Said, 29 Haziran bağlayan gecesi sabah karşı, saat 02:00’de darağacına asılarak idam edilmiştir.

Yakın dönem İslami direniş içerisinde olan insanlara baktığınızda aynı direniş ruhu ve aynı sonu görebilirsiniz. Şeyh Said, İskilipli Atıf, Seyyid Kutub, Mevdudi, Hasan el Benna ve daha birçok İslami direnişin sembolleri haline gelen şahsiyetler ya dönemin rejimi tarafından idam edilmiş yahut düzenlenen suikastlerle şehid edilmişlerdir. Bizlere düşen ise bu öncü şahsiyetlerin mücadelelerini ve direniş hareketlerini idrak etmektir.

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Mevlüt Çavuşoğlu: ”Hamas’a İsrail’i tanıması için baskı yaptık”

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Türkiye’nin Hamas’a silah bırakıp İsrail’le müzakerelere başlaması için baskı yapığını açıkladı. …

CIA, Gülen’in gizlice Türkiye’ye gönderilmesini mi konuştu?

Eski CIA Direktörü James Woolsey, ABD Başkanı Donald Trump’ın istifasını istediği eski Ulusal Güvenlik Danışmanı …