Cuma, 24 Mart 2017

Şeyh Said Buryatskiy ve şehadeti – 2 Mart 2010

Şeyh Said Buryatskiy Kafkasya’da şehadeti elde eden yiğitler arasına 2 Mart 2010′da dahil oldu. Şeyh, Kafkas dağlarında, Rus işgalcilere karşı en son nefesini verinceye kadar ölümü pahasına çarpıştı ve Allah O’na ölümü öldürmeyi, şehadeti nasip etti…

Şeyh, 1982 yılında Buryatya’nın Ulan Ude şehrinde doğdu. Genç yaşta İslam ile tanışan Şeyh Said Buryatskiy, Mısır ve Kuveyt gibi bölgelerde İslami eğitim aldıktan sonra Rusya’daki İslam davetçilerinin en seçkinlerinden biri oldu. Hutbeleri, risaleleri ile halk arasında çok yaygındı. O’un Kafkasya’ya gidişi ise Emir Muhammed’in kendisi için yayınladığı kısa mesajı ile gerçekleşecekti: ”Seni aramızda görmeye hazırız ve seni aramızda görmekten mutluluk duyacağız…”

Şeyh, bu çağrı karşısında neler düşündüğünü şöyle anlatıyor: ”Kendi kendime; ‘Hep sahabenin cihadı hakkında konuştun, onların hayatlarını anlattın, tabiini anlattın, büyük İslam alimlerini anlattın, Peygamber’in cihadını anlattın ve şimdi bir imkanın var. Git ve hep konuştuğun şeylerin ardından neler yapabileceğini kanıtla” dedim.”

2008 yılında Kafkasya topraklarına gelen Şeyh Said Buryatskiy, kalan ömrünü işgalci Ruslara mücadele ile geçirdi. Birçok operasyona katıldı, yara aldı. Ancak hiçbir acı, O’nu Allah yolunda şehadet arzusundan geri döndürmeye yetmedi…

Şeyh’in bazı anılarını kendi ağzından öğrenelim: ”Kafir ve münafıklar tarafından yok edilene kadar kullandığımız çok güzel bir üssümüz vardı. Üs, Dattih köyünün yakınlarındaydı. Biliyorsunuz, burası Çeçen – İnguş sınırında ve yaklaşık 30 kişinin yaşadığı küçük bir köydür. Biz, köyden yürüme mesafesiyle bir saat uzaklıkta bir yerde üssümüzü inşa etmiştik. Kafirler çok kez burayı aradılar ancak bulamadılar. İki tepe arasına kurulmuştu ve yakın mesafeden görülmesi dahi zordu. Neredeyse bir yazı orada, çadırlarda geçirdik. Oradan operasyonlara katıldık. Kendi aramızda buraya ”Yeni Dattih” adını verdik. Bazen eski Dattih’ten daha fazla nüfusumuz oluyordu. Burada çok fazla hatıramız var. Kaç kez tepenin en güzel manzarası olan zirve noktasında nöbete gittik ve bazen Ruslar geldiğinde onları ateşlerimizle biz karşıladık. Kadınlar gibi nasıl da bağırıyorlardı? Ben gerçekten aralarında kadınlar olduğunu sanıyordum.”

”Bir keresinde bir operasyona gitmiştik ve geceleyin, bir köyün yakınında kafirler pususuna düştük. Fakat onlar bizim kim olduğumuzu anlamamışlardı. Bir kafir duruyor ve ”Kimsiniz?” diye bağırıyordu. Ben de O’na; ”Çabuk özel operasyon sahasını terk edin!” diye bağırdım. Baktı ki aksan farkı yok, bizi oraya aldı. Biz de O’nu vurduk ve ormana kaçtık.”

”Bir seferinde operasyona çıkmıştık ve ben iki adet roketatar taşıyordum. Yorulduğum zaman da, kimsenin bunları benden almasını isteyemezdim. Sonunda bir kardeş, kurnazlığını kullanarak onları benden almıştı. İşte bu Müslüman kardeşliğinin nasıl olması gerektiğidir.”

”Burada sabaha kadar oturmazsınız, karanlık çöker çökmez muşambayı serer, uyku tulumunu koyar ve uyursunuz. Sabahları namaz için kalkar abdest alıp namazı kılar sabah ateş üzerinde çay demler ve kahvaltı hazırlanırdı. Bir de doğada yaşamak için servet ödeyenlere bakın! Burada herşey bedava, üstelik Allah yolunda cihad var!”

Kafkas dağlarının dili yokki O’nu ve şanlı mücadelesini bizlere anlatsın..! 

Emir Dokku Umarov, Şeyh’in şanlı mücadelesini şöyle anlatıyor: ”O’nun eşine az rastlanır bir şahsiyeti vardı. Bir hadis dinlediği zaman derhal fikrini değiştirirdi. O fikirleri yıllardır kabullenmiş olsa bile… Bu mücadelenin başlangıcından beri İslami inancını çok fazla kuvvetlendirmişdi. Ve ben bu adama çok şaşırıyordum. Ve bugün, vücudunda pek çok yara izi olan, mermiyle dağılan çenesi ve dişleri bile sunî olan, sağlam yürümekten engelli, zedelenmiş ayağı olan bu yaralı şahsiyete bakarak çok şey anlıyoruz… O’nun yerinde başkası olsa yaralarını bahane edip cihadı terk edebilirdi. Ancak O, bu durumda senelerce kaldı. Hastayken, yaralıyken, kişinin soğuk ve açlık anlarında, kesintisiz savaşlarda ve düşmanın ona karşı hazırladığı özel operasyonlarda… Eğer dünyada, bir erdem abidesi olarak bir adam ve bir savaşçı diye çağrılacak tek bir kişi varsa bu yalnızca O’dur.”

28 senelik hayatına birçok şey sığdıran Şeyh Buryatskiy, 2 Mart 2010’da İnguşetya’nın Ekajevo köyünde bir grup mücahid ile birlikte şehid edildi. Bir mektubunda şöyle diyordu: ”Biliyorsunuz, şunu duymayı çok isterim; ‘Bugün, FSB tarafından düzenlenen operasyonda … diye bilinen … etkisiz hale getirildi.”

Şeyh, ne Kafkas bölgesinden ne Çeçenistan’dan ne de Dağıstan’dandı. O, Moskova’dan Kafkasya’ya gelmişti. O’nun şanlı mücadelesi, şahsiyeti ve şehadetini Küresel Analiz olarak derledik. Kafkas dağlarının dili yok ki, bizlere O’nu ve şanlı mücadelesini bizlere anlatsın!

Küresel Analiz 

BU HABERLER DE VAR!

Çeçen Komutan Aslan Mashadov ve şehadeti – 8 Mart 2005

Unutma, büyük savaşlar büyük kahramanlar ister!.. Ailesi, 1951 yılında Stalin tarafından Kazakistan’a sürgün edilen Aslan …

Çeçenistan Savaşı 1996 (Video)

1996 yılında Çeçenistan topraklarında çekilen bu belgesel, Çeçenistan’da Müslüman halkın Ruslara karşı verdiği mücadeleyi, Çeçen …