Çarşamba, 29 Mart 2017

“Mücahid bir ilim talebesinin hayatından kesit!” – Musa Ebu Cafer Hoca

Musa Ebu Cafer hocanın twitter hesabından paylaştığı Afgan cihadındaki namaz ile ilgili olayı sizlere sunuyoruz:

* * *

Bismillahirrahmanirrahim

Sizlere sevdiğim, mücahit bir ilim talebesinin hayatından bir kesit bahsedeceğim.

Yıl 2011, İstanbul’da medrese eğitimi alan bir talebe kardeşimiz vardı. Doğuştan elleri ve ayaklarında bir eksiklik vardı. Senelerdir ayağında iyileşmeyen bir iltihabı vardı. Yıllarca antibiyotik kullanması sebebiyle zayıf düşmüş bir bünyeye sahipti. Haftanın üç gününde ilim okuyorsa dört gününü hasta olarak yatakta geçiren bir kardeşimizdi. Ancak ilime olan düşkünlüğü onu medreseyi bırakmasına engel oluyordu. Afgan cihadına gidip hem cihada katılmak, hemde ilim okumak için can atıyor yol beklerken bir taraftan ağlayıp dua ediyordu.

Allah’u Teala ona cihada çıkmayı nasip etmişti. Ancak Afgan’a giderken bitkin vücudu ve ayağındaki kapanmayan yarası sebebiyle arkadaşlarıyla günlerce süren yürüyüşe dayanamamış, bir taraftan eşyalarını yolda atması, bir taraftan kardeşlerin desteği olması işe yaramamış ve yola devam edemeyince “Gidin beni bırakın ben şuracıkta öleceğim” deyip yolda kalmıştı.

Yol kaçakçısı onu Kuçi’lerin yanında yani göçebe hayatı süren, çadırlarda keçilerle beraber kalan ve Mücahitleri seven bir Peştu ailenin yanında bırakıp yollarına devam etmişlerdi.

Bu kardeşimizden iki ay kadar haber alamadık. Yakalanıp Amerikanlılara teslim edilmesin diye dua ediyorduk. Derken bir kardeşimiz onu bir gün kaldığımız yere getirdi. Sağlam bir şekilde gelişine sevinmiş ve Allah’a hamd etmiştik. Bize ulaşması Allah’u Tealanın ikramıydı.

Göçebe hayat süren o Afganlılar biri diğerine, biri diğerine ulaştırmış, derken Rus harbine katılmış yaşlı bir adam onu, çok yorulduğunda yollarda ve nehirlerden geçerken bazen sırtında taşıyarak mücahitlere ulaştırmış derken buldukları bir Türk kardeşimize teslim etmişler oda onu motosikletle kaldığımız yere getirmişti.

Bu kardeşimiz hasta ve zayıf bünyesiyle hem ilim okuyor hemde cihad etmeye çalışıyordu. İsmini “Dadullah” koymuştu. Bir dönem geçtikten sonra evleneceğim diye tutturdu. Sabretmesini, ilimde bir mesafe kat ettikten sonra evlenmesinin kendisine daha hayırlı olacağını söylesem de maalesef fayda etmemişti. Çok ısrar edince bize Ensarlık yapan bir kardeşi çağırdım. Dadullah’ın evlenmek istediğini söyledim. Bize bir Peştun kız bulacaktı. Peştun kızlara ne kadar mehir isterler diye sorunca en azından 5000 dolar ve üstü gerekli olacağını söyledi.

Dadullah görüyor musun? paramız yok, kız vermezler” dedim ve aklından bir müddetliğine bu isteğini çıkarmak istedim. Ensari kardeş, parasının ne kadar olduğunu sorunca dedi ki; “3000 rupim var”. 3000 rupi 30 dolar ediyordu. Ensar’lı kardeş güldü ve dedi ki; “Bu parayla keçi bile gelmez!. Peki nasıl yapacağız? Diye sorunca Ensar’lı dedi ki: ”Pakistanın sınır şehri olan Bano’dan üç bin rupiye altmış yaşında bir gelin alabiliriz!.

Dedim ki: “Dadullah kabul et!. Hem sen evlenmiş olursun. Hemde bu yaşlı kadını sevindirdiğin için sevap kazanırsın?!. Dadullah’ın morali çok bozulmuş ve “Hayır istemiyorum” diye cevap vermişti.

Bu kardeşimiz 2012 yılının ramazan ayını geçirdi. Manen temizlenmişti. Dokuz senedir iltihabı akan ayağının yarası kapanmış, iyileşeli dokuz gün olmuştu. Sanki günahlarından o çektiği acılarla temizlenmişti. Ramazan ayını oruçla geçirdi. Bayram gecesi yani sabahı bayram olan gecede katil ABD Drone’si (Pilotsuz uçak) beş kardeşimizle beraber onu şehit etti. Şehadetinden üç gün önce rüya görmüştü. O rüyasında alimlerin ve ilim talebelerin bulunduğu bir meclise gitmiş, onu çok güzel karşılamışlar ve aralarında oturtmuşlardı.

Bizimle beraber bayram edemedi. Ama arzuladığı şehadet onun için daha büyük bir bayram olmuştu!..

Bu dünyadan şehit olarak ayrılırken cebinde sadece 30 tl kadar parası, ders dinlediği mp3’ü, kitap ve defterlerinden başka bir şeyi yoktu!… Rabbim şehadetini kabul etsin, bizlere de nasip eylesin…

Musa Ebu Cafer

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Makdisi: “önce Tevhid, daima Tevhid”

Filistin asıllı olup Ürdün’de yaşayan ilim adamı Ebu Muhammed el Makdisi’nin tevhidin ön planda tutulmasına …

Ey Şam halkı, savaşınız ya ölüm ya da zillet! – Dr. Abdullah Muhaysini

Suud asıllı olup Suriye’de zalim Esed rejimine karşı Müslümanların yanına hicret eden Dr. Abdullah Muhaysini, …