Salı, 23 Mayıs 2017

Makdisi’den Ahrar’uş Şam’a eleştiri: “Ahrar, Ahrar’dan ayrıldı mı?”

Filistinli asıllı olup Ürdün’de yaşayan alim Ebu Muhammed El Makdisi, Suriye sahasındaki güçlü yapılardan Ahrar’uş Şam’a eleştiride bulundu. Dün yayınlanan bu beyanat hakkında bir takım provokatör medya kanalları “Makdisi Ahrar’ı tekfir etti” diyerek servis etti. Makdisi’nin bu açıklamasını ise bugün Muhammed Atta tercüme etti. Muhammed Atta ayrıca şunları belirtti:

”Tekfir konusunda, “Sözün gereği sözün kendisi değildir.” kuralı vardır. Makdisi’nin söylediği, Ahrar’ın kendisinin söylediğidir. Bunu, Ahrar’ın dış ilişkiler sorumlusu Lebib en Nahhas gibi başkaları da daha açık ifadelerle dile getirmiştir. Ancak bu açıklamalardan Ahrar’ı tekfir ettiğinin anlaşılması doğru değildir. Makdisi Ahrar’ın geleceğiyle ilgili çekincelerini dile getirmektedir.  ”

***

Küresel Analiz olarak Şeyh Makdisi’nin açıklamasını tam metin olarak sizlere sunuyoruz:

***

Her Müslümanın bilmesi gerekir ki, hâkim olan tağutun düşürülüp yerine halk tağutunun geçirilmesi; yine yönetim, kanun ve anayasa şeklinin kararını halka tevdi için savaşan kimseler, Allah’ın kelimesinin en yüce olması için savaşmamaktadırlar, bilakis halkın sözünün en yüce olması için savaşmaktadırlar. Kim bunu yaparsa, o Allah yolunda mücahid değil, bilakis tağut yolunda savaşan birisidir. Allahu Teâlâ şöyle buyurur: “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, kâfir olanlar ise tağut yolunda savaşırlar.” (Nisa: 76) Nebi (s.a.v.) bunu, “Kim Allah’ın kelimesi en yüce olması için savaşırsa, o Allah yolundadır” buyruğuyla ifade etmektedir. Allah’ın kelimesi, hükümde, teşrîde ve ilahlıkta onun birlenmesi/tevhididir.

Ahraruş-Şam’ın resmi sözcüsü Ahmed Kurra Ali bir röportajında, El Cezire muhabirinin “Sizin görüşünüze göre Esed sonrası Suriye nasıl olacaktır?” sorusuna şöyle cevap vermektedir: “Örneğin onların kimliklerini temsil edecek hükumet şekli, anayasa ve kanunlar gibi büyük siyasi meseleleri halk belirleyecektir.  Tüm bunlar, kanun ve anayasa alanlarında uzmanlar tarafından halk referandumları yoluyla belirlenecektir. Bunlar, tüm gruplar ve devrimci tarafların dayanışmalarıyla tamamlanır.”

El Cezire muhabirinin; “Halk yönetim için dini ilkelere bağlı olmayan demokratik bir sistem seçecek olursa Ahraru’ş Şam buna iştirak eder mi?” sorusuna ise şu cevabı vermiştir:

Ahraru’ş Şam buna karşı çıkmayacak ya da tenkitte bulunmayacaktır! Bu durumda, eğer Ahraru’ş Şam olursa, siyasi muhalefet olacaktır. Ya da faaliyetlerini değiştirip bir davet, menhec ya da siyasi hareket yapısına geçecektir. Bu bilmediğim bir şeydir. Bu, vakti geldiğinde liderlerin karar vereceği bir durumdur.”

Bu durumda bizler, Ahrar’ın Ahrar’dan ayrılmasından sonra kendimizi açık bir demokratik vatan hareketi karşısında bulunmaktayız; demokrasi seçimine razı olan, bu seçim ne olursa olsun halkın çoğunluğunun seçtiğini kabul eden bir hareketin!

Afganistan’da bazı Afgan partilerinden ve liderlerinden sakındırıyor, olaylar öncesi cihad ve fedakârlık hırsızlarından bahsediyorduk. O vakit sakındırmalarımızı üzerine bina ettiğimiz Seyyaf, Hikmetyar ve benzerlerinin açıklamaları bu açıklamalardan çok daha aşağı seviyedeydi.

Bununla birlikte korkumuz gerçek oldu ve sakındırdığımız şeyler gerçekleşti. Sakallı tağutların çirkin demokratik devletlerini kurmak için kahramanların kafatasları ve şehidlerin parçalanan uzuvlarının üzerine nasıl tırmandıklarını gördük.

Bu liderlerin açıklamalarını takip edenler için bunlar çok şaşırtıcı durumlar değildi. Örneğin Seyyaf ve diğerlerinin, Necibullah’ın devrilmesinden sonra kurulmak istenen devlet hakkında ‘İslami-demokratik bir devlet’ istediklerini açıklamaları gibi.

O vakit gençlere şunu söylüyorduk: İslami-demokratik devletin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, bununla nitelenen ve orta doğuyu dolduran bu devletlerdir; sizin oradan geldiğiniz ve hicret ettiğiniz devletlerdir. Sizler bu tağuti devletlerden birisinin daha kurulması için cihad ediyor, bedel ödüyor ve şehid oluyorsunuz!

Ancak o vakit bunlar, gençlerin hamasetleri, topların gürültüleri ve mermilerin vızıltıları arasında neredeyse anlaşılmıyordu. O zaman bizi itham edenler, bizi cihadı ifsat etmek için gelmekle itham ettiler.

Sonra, bu komutanların defalarca açıkladıkları devletin üzerinden savaşın tozları kalkmaya başlayınca, bu yalancı liderler doğru söylediler. Ve bizim onlar ve ne istedikleri hakkındaki sezgilerimiz doğru çıktı.

Bu gün Şam’ın en büyük gruplarından birisi, aleni bir şekilde o Afgan liderlerin açıklamalarından daha açık beyanlarda bulunmaktadır. Şam ve haricindeki bazı topluluklar, bizim nasihatlerimizi reddeden, bunlar hakkında şüpheler oluşturan ve bizi cihadı ifsat etmekle itham edenlerin mirasçılığını yapmaktadır. Bunlar, ibret almayan, öğüt dinlemeyen ve aynı hatalara bir daha sürüklenmekte ısrar eden topluluklardır. Şehidlerin fedakârlıkları onları ilgilendirmemektedir. Cihad için nasihatte bulunduğumuzda, öncekilerin itham ettiği ‘cihadı ifsat etmeye çabalama’ ithamının aynısıyla ithamda bulunmaktadırlar.

Biz ve onlar bu hal üzereyiz; biz tevhidimize azı dişlerimizle tutunuyoruz ve mücahidlere bu konuda gevşek davranmamalarını, cihadı ondan saptırmamalarını tekrarla hatırlatıyor ve gevşeklerin bozgunluklarını reddediyoruz. Onlar ise, bize karşı çıkıyor, bizi davetimizden engelliyor, nasihatlerimiz kötü gösteriyor ve bunu cihadın ifsadı olarak adlandırıyorlar. Biz ve onlar bu hal üzereyiz; ta ki Allah aramızda hükmünü verene kadar. O hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Mütercim: Muhammed Atta

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Hama’da Esed askerlerinin toplanma alanının TOW ile vurulma anı (Video)

Esed rejiminin Hama’da kayıpları devam ediyor. Muhalif grupların 3 farklı operasyon odası kurarak saldırdıkları Esed …

Bugün yapılması planlanan Humus (Vaer) tahliyeleri ertelendi

Suriye’nin Humus kentinde bugün yapılması planlanan tahliye işlemlerinin pazartesi gününe ertelendiği bildirildi. 20 bin sivil …