Perşembe, 25 Mayıs 2017

Grup sözcüsü tartışma başlattı: Ahraru’ş Şam demokrasi mi istiyor?

Ahraru’ş Şam resmi sözcüsü Ahmed Karaali’nin Suriye’de halkın isteğinin uygulanması ile ilgili açıklamaları grup etrafındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Suriye’de savaş tüm şiddetiyle devam ederken, ülke içerisindeki grupların yöntem tartışmaları da devam ediyor. Bilindiği gibi bu yıl başlarında birkaç büyük muhalif grubun birleşmesiyle kurulan ve amacını “İslam şeriatının tesis edilmesi” olarak açıklayan Tahriru’ş Şam, Suriye’de Ahraru’ş Şam ile birlikte en büyük iki grup konumunda.

Tahriru’ş Şam amacını bu şekilde beyan ederken, İslamcı çizgisiyle bilinen Ahraru’ş Şam’ın sözcüsünden farklı bir açıklama geldi. Birbirinden farklı görüşlere sahip olan birçok tugayın ve bölüğün oluşturduğu Ahraru’ş Şam içinde, Suriye genelinde ve ülkedeki savaşta muhaliflerden yana yer alan kesimde bu açıklama ciddi bir tartışmanın fitilini ateşlemiş gözüküyor.

“Anayasa ve kanunları halk belirleyecek”

Ahraru’ş Şam sözcüsü Ahmed Karaali, El Cezire ile yaptığı röportajda birçok sorunun yanısıra, bu tartışmayı başlatan “Esed sonrası Suriye nasıl olacak?” sorusunu da yanıtladı. Karaali bu soruya “Hükumet şekli, anayasa ve kanunlar gibi büyük siyasi meseleleri halk belirleyecektir. Tüm bunlar, kanun ve anayasa alanlarında uzmanlar tarafından halk referandumları yoluyla belirlenecektir” cevabını verdi.

El Cezire muhabirinin, halk İslam şeriatı dışında bir yönetim talep ederse nasıl bir tavır takınacakları sorusuna verdiği “Ahraru’ş Şam buna karşı çıkmayacak ya da tenkitte bulunmayacaktır. Bu durumda, eğer Ahraru’ş Şam olursa, siyasi muhalefet olacaktır. Davet çalışması yapan bir siyasi hareket konumuna geçecektir” cevabı tartışmalara neden oldu. Bilindiği gibi Suriye’de İslamcı ve cihat yanlısı grupların hiçbiri demokrasi ile ilgili benimseyici bir görüşe sahip değil.

Grubun kurucusu demokrasiyi şiddetle reddediyordu

Grup sözcüsünün açıklamaları, dünyanın dört bir yanındaki cihat yanlılarından olduğu gibi grup içerisinden de tepki topladı. Grubun kurucu lideri olan, Ebu Abdullah El Hamavi olarak da bilinen sembol isim Hasan Abbud, daha önce El Cezire’ye verdiği bir röportajda demokrasiyi benimsemediklerini net bir dille açıklamıştı. Ahraru’ş Şam mensuplarının yakın zamana kadar “demokrasi Batı’nın dinidir, demokrasi şirktir” slogalarını kullandığı bilinmekteydi.

Ahraru’ş Şam’ın yerleştirdiği tabelada “demokrasi şirktir” ifadesi…

Kurucu kadronun ölümü çizgiyi mi değiştirdi?

Ahraru’ş Şam, savaş sırasında kurucu kadrosunun neredeyse tamamını ve çok önemli isimlerini kaybetti. Grubun ilk döneminden bugüne dek gelen çizgisini şekillendiren isimlerden Ebu Halid Es Suri 21 Şubat 2014 tarihinde IŞİD’in saldırısında öldürülmüştü. Hasan Abbud ve 30’a yakın üst düzey Ahraru’ş Şam lideri, 9 Eylül 2014 tarihinde İdlib’de toplantı düzenledikleri esnada meydana gelen saldırıda hayatlarını kaybettiler. Saldırının kim tarafından yapıldığı belirlenemedi, muhalif isimler rejimin yanısıra ABD’nin de hava saldırısı gerçekleştirmiş olabileceğini belirttiler. Bu tarihten itibaren Ahraru’ş Şam’da dış ilişkiler sorumlusu Lebib Nehhas ön plana çıkmaya başladı. Ahraru’ş Şam’ın demokrasi ile ilgili görüşlerinin değişmesinde en etkili faktör olarak dış ilişkiler bürosu ve büronun başındaki Lebib Nehhas gösterildi.

Ancak grubun içerisinde, artık daha da yüksek çıkmaya başlayan, demokrasi söylemlerine halen şiddetle muhalif olan bir kesimin varlığı yadsınamaz. Cihat yanlısı ve İslamcı kanat hala daha Ahraru’ş Şam’ın içerisinde gücünü muhafaza ediyor. Bu kanattan yeni kurulan Tahriru’ş Şam’a katılımlar olsa da, Ahraru’ş Şam’ın “demokrasi karşıtı” mensuplarının sayısı hiç de az değil.

”Ahrar, Ahrar’dan ayrıldı mı?”

Ürdünlü din adamı ve küresel cihat ideologları arasında gösterilen Ebu Muhammed El Makdisi, konuyla ilgili bir açıklamada bulundu. Yaşananları “Ahraru’ş Şam’ın Ahraru’ş Şam’dan ayrılması” olarak niteleyen Makdisi “kendimizi açık bir demokratik vatan hareketi karşısında bulmaktayız; demokrasi seçimine razı olan, bu seçim ne olursa olsun halkın çoğunluğunun seçtiğini kabul eden bir hareketin!” sözlerini sarfetti. Bölgedeki grupların “demokrasiyi reddetmesinin ve dünyanın başka yerlerinde Müslümanlarla savaşan devletlerden destek almaması gerektiğinin gerekliliğini” savunan Makdisi, Afganistan örneği verdi. Makdisi yaşananları, Sovyetler Birliği’nin çekilmesi sonrası, Sovyetler Birliği’ne karşı savaşta ünlenen isimlerin ülke içi siyasete atılması ve demokratik yöntemleri benimsemesine benzeterirken, o zaman da “cihadı ifsat etmek için gelmekle itham edildiğini” ifade etti. Makdisi Ahraru’ş Şam’ın “aleni bir şekilde o Afgan liderlerin açıklamalarından daha açık beyanlarda bulunmakta olduğunu” dillendirdi.

Suriye’de zaman zaman Tahriru’ş Şam ile Ahraru’ş Şam arasında gerginlik yaşanıyor. İki grubun arasında “sahayı temsil eden bir numaralı grup olma” çekişmesinin yanında demokrasi tartışması da ilerleyen günlerde gündem olacağa benziyor.

MepaNews

BU HABERLER DE VAR!

Hama’da Esed askerlerinin toplanma alanının TOW ile vurulma anı (Video)

Esed rejiminin Hama’da kayıpları devam ediyor. Muhalif grupların 3 farklı operasyon odası kurarak saldırdıkları Esed …

Bugün yapılması planlanan Humus (Vaer) tahliyeleri ertelendi

Suriye’nin Humus kentinde bugün yapılması planlanan tahliye işlemlerinin pazartesi gününe ertelendiği bildirildi. 20 bin sivil …