Perşembe, 25 Mayıs 2017

Atiyyetullah El-Libi: “Müslüman Kanının Kutsiyetinin Önemi”

Cemal İbrahim Misrati (Atiyyetullah El-Libi)’nin “Müslüman Kanının Kutsiyetinin Önemi” isimli risalesini okuyucularımıza sunuyoruz:

* * *

Muhakkak ki hamd, Allah’a mahsustur. Ona hamd eder, ondan yardım ve af taleb ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı da yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir. Salat ve selam ona, ailesine ve hesap gününe kadar ona uyanlara olsun.

Bunun ardından:

Müslüman kardeşlerim ve bacılarım, İslam Ümmeti’nin izzetli ve muzaffer Mücahidleri.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Size hitab ettiğim bu kısa mesajımın ardındaki sebep, bizim ve başkalarının sık sık düşmandan ve ona hizmet eden medyadan cihad hareketlerinin Müslümanları hedef aldığına dair suçlamalarıyla ilgili duyduklarımızdır. Ki onlar Mücahidleri kan akıtmaktan başka amacı olmayan katil ve mal talan edicileri olan silahlı gruplarmış, hiçbir ulvi amaçları, hedefleri ya da siyasi planları olmayan kimselermiş gibi ve buna benzer başka ithamlarla tasvir ediyorlar. Şüphesiz ki onlar yalan söylüyorlar!

Zelil ve merdud olarak Afganistan’dan çekilmeye hazırlanan Haçlı düşmanın kurnaz entrikaları –ki bunun içinde fücuru yayma, ekinleri ve hayvanları yakmak suretiyle insanlığa karşı hiçbir şekilde kaygı duymadan ve de sonuçlarını ya da uluslar arası ilişkilerin geleceğini düşünmeden yürütülen “dünyayı sonlandırma” siyaseti de dâhil olmak üzere– kendilerine yardımı dokundu. Öyle ki göğü, kaçan bu düşmanın ve Müslümanların pazar yerlerini ve hatta bazen camileri ve diğer yerleri hedef alan şüpheli saldırıların tozu kapladı.

Bu ithamlara bir son vermek, yolu aydınlatmak için, Allah katında bir mazeret olsun ve iyilik ve cihadi hareketimizi kontrol altında tutmada daha fazla paylaşım olsun diye, Müslümanları camilerinde, Pazar yerlerinde, nakil yolculuklarında ya da toplanma yerlerinde hedef alan herhangi bir operasyondan yana tamamıyla masumiyetimizi yineliyoruz.

El-Kaide, liderleri, demeçleri ve sözcüleri vasıtasıyla bu meseleyi sayısız vesilelerle vurgulamıştır. Bu inancımızı menhecimizde, yolumuzda ve çağrımızda net bir şekilde göstermiştik.

Müslüman halkımızı seçimi olmayan bir halk olarak gördüğümüzü açıklamıştık. Fakat aynı zamanda onları da kendimizi de hatalardan münezzeh görmüyoruz. Bunun yerine olaylar, üzerine inşa edilen meselenin en belirgin niteliğine göre değerlendirilir.

-Mürted tağutlar ve hainler tarafından ve de düşmana yalakalık yapan, Batı’yla müttefik olan laik rejimlerce yönetilen- Ümmetimizin halklarının Müslüman olduğuna inanıyoruz. Bizim ve her bir muktedir bireyin üzerine onları korumak, özgürleştirmek ve reform, izzet ve asalet yolunda onlara rehber ve öncü olmak vacibtir. Yoksa onları öldürmek, mallarını talan etmek ya da acılarını, ıstırap ve felaketlerini artırmak değil.

Rabbimizin Şeriatı’nın rehberliğine göre hareket ettiğimizi açıklamıştık. Allah Azze ve Celle insanların gayri meşru bir şekilde öldürülmesini yasaklamıştır. Düşmanın tüm haddi aşma ve despotizmine karşın ne kadar nefret oluşsa da ya da savaşta alınması gereken ne kadar intikam olsa da mesele değildir. Allah Azze ve Celle’nin dini daha yüce ve daha değerlidir. O’nun rızasını ve itibarını kazanmak daha önemli ve diğer herhangi bir amaçtan daha yücedir.

Bu yüzden, bu tip herhangi bir faaliyetten yana masumuz, bunu kim işlerse ya da nerede işlenirse işlensin bu tip insanlar düşmanla, kafir istihbarat ajanlarıyla –Allah onları kahretsin– birleşmiş suç çeteleri olsa da ya da Müslüman olduğunu yahut Mücahidlerden olduğunu iddia eden kimseler olsa da aldırmaz yada umursamaz tavır sergiledikçe durum böyledir.

Bu hareketlerin yeryüzünde Allah’ın yasakladığı fesadı ve fıskı yayma hareketleri olduğunu açıkça bildiriyoruz. Allah buyurmuştur ki:
“Allah, günahı ve fesadı sevmez”

Ve Allah buyurur ki:

“… ve Allah fesadı ve tahribi sevmez.”

Meşru ve mübarek cihadımız –adalet, merhamet, iyilik, asalet, izzet, saygı, reform ve başarı değerleri olan– ve tamamı Allahu Teala’nın rızası, O’nunla ve O’nun dininin yardımcıları olarak O’nun Azze ve Celle tarafında bulunmayla özetlenen yüce ve asil amaçları olan bir cihaddır.

Allah’ın kelimesini yüceltir, O’nun dinine yardım eder ve savunuruz. Hakkın zaferi; zulmü ve asabiyeti bastırmak için çabalarız. Ümmetin ve beldelerinin özgürlüğü için uğraşırız, onlara karşı merhametliyiz ve onların faydalarını gözetiriz.

Tüm Mücahid kardeşlerimize –Allah onlara başarı bahşetsin– Müslüman’ın kanının kutsiyetinin önem ve bilgisini vurgulamanın ve yaymanın ne derece önemli olduğunu, bunu korumak ve muhafaza etmek için bu nazarla çok büyük tedbir alma gereğini ve bu (Müslüman) kan(ın)dan ve onun gayri meşru akıtılmasından korkmak gerektiğini hatırlatırız. Müslümanların kanını, malını ve izzetini göz ardı etmeye götürecek bütün yolların kapılarını kapatmalıdırlar. Savaş ve atmosferi, şartları, duyguları ve artan nefret, bu ve diğer bütün meselelerde Rabbimizin Şeriatına sıkıca yapışmamızı ve O’na karşı kulluğumuzun hiçbir noktasında bizi engellememelidir. Biz, Allah Azze ve Celle’nin kullarıyız ve O’nun askerleriyiz. Tüm sadakatimiz, sabrımız ve kararlılığımızla Muhammed’in (s.a.v) yolunu göstermeliyiz.

Bu mesaj, bizim net duruşumuzu zikretmek ve yinelemek içindir, konuyu detaylıca incelemek için değil. Eğer öyle olsaydı, bu konuda saf Şeriat metinleri Müslümanlar için bilinmeyen bir şey değildir. İman eden bir kişinin kanının kutsiyetinin ne derece önemli olduğunu açıklamada Peygamber’in (s.a.v) hadisini zikretmek yeterlidir:

“Bütün dünyanın yok olması, Allah katında bir Müslüman’ın
(gayri meşru şekilde) öldürülmesinden daha önemsizdir.”

Bırakın Dünya yok olsun; bırakın biz, örgütlerimiz, gruplarımız ve planlarımız mevcudiyetlerini yitirsin fakat ellerimiz, Müslüman kanını gayri meşru bir şekilde akıtmaya sebep olmasın. Bu, net ve kesin bir meseledir.

Bunun yanında, her nerede olursa olsun Mücahid kardeşlerime –Allah onlara tevfik ve destek bahşetsin– birkaç önemli ve pratik konuda tavsiyede bulunmak istiyorum.

İlk olarak: Onları, hedef ne olursa olsun hedef alınan bölgedeki camiler ve pazarlar, stadyumlar ve buna benzer Müslümanların toplu halde bulunacakları yerler gibi bütün varlığa zarar verecek patlayıcı ve diğer yöntemleri kullanmayı, bu konuyu kontrol altında tutmak ve hataya ve zayiata sebep olmaya karşı tedbirli olmak için askeri gruplarına ve hücrelerine yasaklamaya davet ediyorum.

İkincisi: “Tetarrus” başlığı altında yer alan operasyonlar ciddi bir şekilde kontrol altında tutulmalıdır. Katılımcıları çok serbest hareket etmeye karşı ve çok istisnai durumlarda izinlerinin olduğu konusunda uyarmalılar. Onlarınki, zaruret hali durumudur, bu yüzden olması gerektiği kadar titiz olmalılar. Bu tip operasyonlar icra edilmeden önce şartlar oluşsa da, engel olan faktörler mevcut olmasa da, düşmana yüklenecek büyük meşru bir zayiat olsa da, normal şartlarda kişisel önemli hedeflere saldırı imkânı olmaması gibi diğer fırsatlar ortadan kalksa da, amacı gerçekleştirmek için bu yöntem kesinlikle gerekli olsa da, saldırı hemen bunun ardından gelmeyerek cihada net bir takım zararları olacak, düşmana rahatça ilerleme ve savaşta, askeri varlık ve durumlarında yayılma fırsatı verecekse (ince eleyip sık dokuma hususunda) liderler çok titiz olmalıdır.

Bu konu üçüncü başlıkla tamamlanabilir:
Üçüncüsü: Patlayıcılarla yapılan özel operasyonların denetimi, Allah’a hamd olsun ki bizim el-Kaide’de yaptığımız gibi, her bir meseleyi tek tek inceleyen ve cevaz ya da aksi kanaat veren güvenilir ilim talebeleri ve askeri uzmanlardan oluşan uzmanlaşmış bir heyete verilmeli.

Dördüncüsü: Tüm Mücahid liderlerin üzerine, genelde tüm Mücahidlere, özelde ise şehadet operasyonu yapanlara, mümkün olduğunca tavsiyede bulunması, bu operasyonlardan birini gerçekleştirecek olan Mücahid ile ilgili bilmesi gereken bu kulluğu icra ederken ihlasın elzem olması gibi, Allah’ın kelimesinin zaferi, Dinin sancağının yükselmesi ve dini ve gündelik geçimi mahveden küffardan korunması için canını vererek Allahu Teala’ya mutlak itaatini göstermesi için tamamıyla hazır olması gerektiği gibi kuralları rahat edinceye kadar onlara anlatması bir yükümlülüktür. Şüpheli ve kesin olmayan hedefe ya da insanların ihtilaf ettikleri yahut tartışma ve farklılıklar doğuracak bir yere doğru asla ilerlememeliler. Yüzde yüz emin oldukları ve tamamıyla rahat oldukları yerlere doğru ilerlemeliler ki bu tip yerler meşru hedeflerdir; ta ki o operasyon Allah’ın rızasını kazansın.

Bu, bu meselede Mücahid liderlerin üzerine bir vazifedir ki şehadet operasyonu yapanlara karşı bu şekilde samimi davranmalılar. Şüpheli ve kesin olmayan hedeflerin öldürülmesi hususunda şiddetlice uyarılsınlar ve şüphesiz ki bu onlara karşı bir samimiyet hareketi değildir.

Bununla birlikte, eğer şehadet operasyonu yapan, yerinde bir araştırma, kavrama ve ilim olmaksızın kendi kendine bir hedefe doğru ilerlerse ihmalkâr davranmıştır ve kusurludur. Allah onun hesabını görecektir ve ona şehadet bahşetmek yerine onu cezalandıracaktır; buna kim razı olur ki? Savaş saflarında kaç insan öldürüldü ve Allah onların niyetlerini en iyi bilendir. Hayrı isteyen fakat ona ulaşamayan ne kadar insan vardır?

Mallarını, hayatlarını ve canlarını Allah yolunda, O’nun rızasını kazanmak için veren Mücahidler, bunu asla kabul etmezler. Bizim dinimiz, ilim, amel ve niyettir; hayırlı ilim arayalım ve basiret ehli olalım. Sadakatle çalışalım ve niyetlerimizi düzeltelim. Ve tevfik Allah’tandır.

Ey Allah’ım, bizim için en önemli mesele olan dini hayatımızı hayırlı kıl. Yaşadığımız dünya hayatımızı hayırlı kıl. Son dönüşümüz olan ahreti hayırlı kıl.

Dualarımızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allaha hamd etmektir.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Atiyyetullah el Libi

Küresel Analiz

BU HABERLER DE VAR!

Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir

        ”Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir” Bazı insanlar sürekli …

Dr.İyad Kunaybi – Çocuk Yetiştirmek

Küçük oğullarınız ve kızlarınız büyümeye başladıkça onlar üzerinde hâkimiyet kurmanız zorlaşır. Sonra da yeni evler …