Perşembe, 25 Mayıs 2017

“Adem’in babası vardı” diyen Mustafa İslamoğlu’na Enver Evlaki’den cevap

Mustafa İslamoğlu’nun Hz. Adem’in (as) babası var mı sorusuna “Var ya! Kur’an söylüyor,” dediği ‘Vahyin Penceresi’ adlı TV programında (tıklayınız) Hz. Adem (as) hakkında kullanmış olduğu ifadelere, Şehid İmam Enver el Evlaki’nin Enbiyalar serisinde cevap niteliğinde açıklamaları bulunuyor. 21 videoluk serinin 1. videosu Hz. Adem’in (as) yaratılışını anlatıyor.

Mustafa İslamoğlu’nun Adem (as) hakkındaki iddiası:

Bu konuda İmam Evlaki’nin evrim teorisi hakkında İslamın bakış açısını anlatımı önceden belirtmekte fayda var:

“[…] Şunu söylememe izin verin: İslam evrim teorisinde söylenilen her şeyi reddetmez. İslam bazı şeyleri kabul bazı şeyleri reddeder. İslamın evrim teorisinde tamamen reddettiği şey; mahlukatın doğa veya benzeri bir şey tarafından tesadüfen oluşmuş olması. İslam, evrim teorisinde söylenilen ‘insanlığın tek bir hücreden oluştuğunu ve bunun maymuna yani insana en yakın akrabaya dönüştüğünü ve sonra insana dönüştüğünü’ reddeder. Ama İslam evrim teorisinin ‘insanlar çevreye adapte olur’ dediği kısmı reddetmez. Biz kendi çevremizde de çeşitli türlerin çevreye nasıl adapte olduklarını görüyoruz. Ama biz diyoruz ki, bu Allah’ın emriyle oluyor. […]”

Şehid İmam Enver el Evlaki’nin Enbiyalar serisinde cevap niteliğinde açıklamaları bulunuyor. 21 videoluk serinin 1. videosu Hz. Adem’in (as) yaratılışını anlatıyor. İlgili kısımların (takriben) çevirisi:

“Allah (svt) Adem’i yarattı. Allah Rasulü (sav) şöyle buyuruyor: “Allah Teâla Adem’i yeryüzünün her tarafından avuçladığı bir avuç topraktan yarattı. Bunun için Ademoğulları yeryüzünün renkleri ve karakterleri kadar değişik şekillerde vücuda geldiler. Kimi kırmızı, kimi beyaz, kimi siyah, kimi bunların arasında bir renkte; huy bakımından da kimi yumuşak, kimi sert, bazıları kötü, bazıları da iyi olarak geldiler.”*

Allah Rasulü (sav) diyor ki; Allah (svt) Adem’i bir avuç topraktan yarattı. Bu toprak dünyanın farklı bölgelerinden alındı. Bunlar siyah toprak, beyaz toprak, sarı toprak; değişik renklerdeydi. Ve bu toprakların bazıları dağlardan ve bazıları vadilerden alındı ve birbiriyle karıştırıldı. Böylece Ademoğlu, Adem’in torunları, farklı renklerde çünkü yaratıldıkları toprak farklı renklerdeydi. Ve onlar farklı nitelikte oldular çünkü bazısı dağlardan, bazısı vadiler, bazısı verimli arazi ve bazısı verimsiz arazilerden alındı. Böylece bazıları dosdoğru, bazıları kötü. Kimileriyle kolay geçinilir, kimileri zorludur. Onlar yaratılışlarında kullanılan maddeye göre oldular.

[Adem (as) neyden yaratıldı? Turab, toprak. Ama yaratıldığı maddeye verilen tek isim toprak değildi. Kur’an’da bedenimizin yaratılışında türlü bileşenler olduğunu görürüz: Allah (svt) bunu ‘Turab’ diye adlandırdı. Toprak anlamında. Allah onu ‘Tin’ diye adlandırdı. Balçık demek. Tîn-i lâzib, yapışkan çamur. Salsal, sesli çamur. Hama-i Masnun; siyah, akıcı, mat.

Neden bu farklı ifadeler kullanıldı? Bizim hangi maddeden yaratıldığımızı ortaya koymak için. Turab, Tin, Salsal, Hama-i Masnun, Tin-i lazib.(…)

Başta topraktı, Turab. Topraktan alınmış çamur. Ve bu Turabtır. Sonra bu toprak her canlının oluştuğu şey ile karıştırıldı, bu sudur. “Biz her canlıyı sudan yarattık.” (Enbiya/30) Su ile karıştırıldığında mat hale geldi, Tin. Sonra bu mat bir süreliğine bekletildi. Matı bir süreliğine bekletirseniz ve nemlenirse yapışkan hale gelir. Başta matlığını kaybeder çünkü su katılır. Sonra su seviyesi azaldıkça yapışkan hale gelir. Ve elinde(, yapışır) kalır, bu da ‘Tin-i lazıb’tır yani yapışkan çamur. Sonra bu yapışkan çamur uzun bir süre için bekletilir ve kokusu değişir. Rengi koyulaşır. Bu da ‘Hama-i masnun’dur. Siyah, yapışkan, kokan topraktır çünkü bir süreliğine bekletilmiştir. Bu madde kullanılmıştır.]

Allah (svt) bundan Adem’e şekil verdi. Bu beden kurulamaya bırakılmış ve ‘salsal’ oluvermiş. Çömlek gibi toprak. Kurumuş toprağa vurduğunda ne olur? Çınlayan bir ses çıkarır. Bu da‘salsal’dır. Zil gibi çınlayan bir ses çıkarır. Adem’in boş yani ruhsuz bedeni sadece bir maddeydi. Kurumaya bırakılmıştı. Eğer ona vurursan çınlayan bir ses çıkarır.

Hadis değildir ama söylenene göre, İblis bu bedenin yerde yattığını görmüş. Ne olduğunu bilmiyormuş. İblis Adem’in bedenine yaklaşmış ve vurmuş. Beden çınlayan bir ses çıkarmış ve boşmuş. Ona vurunca içerisinin boş olduğunu anlamış. Boş olduğunu öğrenince demiş ki: “Bu zayıf bir yaratıktır. İçerisi boş.” Ondan sonra demiş ki: “Eğer ben sana hüküm edersem, seni doğru yola iletirim. Ama eğer sen bana hükmedersen, ben sana itaat etmem.”

O ilk günden bizim düşmanımızdı. Adem (as) daha canlı bile değil, sadece yerde yatan bir beden. Ve o (İblis) Adem’e  “…eğer sen bana hükmedersen, ben sana itaat etmem,” diyor.

Müslim’de rivayet edilen bir hadiste Allah Rasulü (sav) buyuruyor ki; “Allah Adem’i kendi elleriyle yarattı.” Adem Allah’ın (svt) elleriyle yaratılarak şereflendirilmişti. Büyük bir şeref. Şefaat ile ilgili bir hadiste nakledilmiş ki, kıyamet günü insanlar Adem’e (as) gidecekler ve “sen Allah’ın kendisine ruh üflediği ve sen Allah’ın kendi elleriyle yarattığı ve sen Allah’ın meleklerini önünde eğdiği, secde ettirdiği kişisin.” Allah’ın (svt) Adem’e verdiği bir onurlandırma. O Allah’ın elleriyle yaratıldı.

Müslim’de rivayet edilen hadiste Allah Rasulü (sav) şöyle buyuruyor: “Allah (svt) Adem’i (as) kendi suretinde yarattı.” Onun suretinde… Bu hadise bir açıklama vardır. Allah Adem’i, Adem’in suretinde yarattı. Merak ediyorsunuzdur bu ne anlama geliyor diye. Ne demek istiyorsun, ‘Allah Adem’i Adem’in suretinde yarattı,’ derken? Bu Allah’ın Adem’i aynen olduğu gibi yarattığı anlamına geliyor. Yetişkin şeklinde, bu şekilde kaldı. Başka bir ifadeyle; Adem bizim geçtiğimiz evrelerden yani embriyo, sonra fötüs, sonra bebeklik, sonra çocukluk ve sonra yetişkinlik evrelerinden geçmedi. 

“Adem kendi suretinde yaratıldı.” O bizde olduğu gibi suret değişikliklerini geçirmedi. Biz farklı değişikliklerden geçeriz; embriyodan fötüse. […] Embriyo erken evrelerinden sonra fötüse dönüşür… Buna bakarsanız suret gün içinde bile değişebilir. Ama Adem ilk günden olduğu surette yaratıldı. Ve bu evrim teorisiyle taban tabana zıt.

Evrim teorisi der ki: İnsanoğlu bir evrim sürecinden geçer. Bu kimyasal reaksiyon ile başlamıştır. Ve sonra bir hücre, bir tek hücre, bu hücre çoğalır ve uzun süren bu değişimden sonra git gide insan mahlukatına dönüşür.  Bu gerçek ile tamamen çelişkili.Çünkü Allah (svt) Adem’i kendi elleriyle ölene kadar üzerinde bulunduğu surette yarattı.

Allah (svt) Adem’e ruhunu üfledi. Bizim ruhsuz bedenimiz toprağın bir parçasıdır. Topraktır. Karbon, oksijen, demir, sülfür…bu bizim bedenimiz. Ve ruh bedenimizi terk edince aslımız ayrışır.

Allah (svt) şöyle buyurdu: “Sizleri topraktan yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve tekrar dirilterek oradan çıkaracağız.” (Taha/55)

Ruh olmadan biz bir hiçiz. Hayatın özü bu maddi bedende değil. Bizim olan bu beden ölüdür. Maddi bileşenleri toprak olan, topraktan gelen… Bize hayat veren şey ruhumuzdur. Ve bu yaşamın sırrıdır. Bugünkü bilimde sahip olduğumuz teknoloji ile bile halen bir sırdır.

Allah Rasulü’ne (sav): “Bize ruhtan haber ver,” dediler. Allah (svt) şöyle buyuruyor: “Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” (İsra/85)

Ruh sadece Allah’ın bilgi sahibi olduğu bir şeydir. Ve bizim ruh hakkında bildiklerimiz sınırlıdır. Bu soru Allah Rasulü’ne (sav) 1400 yıl önce sorulmuştur ve biz halen daha fazla bilgi sahibi değiliz.

Komünizm altındaki Sovyet Birliği metafiziksel hiçbir şeye inanmazlardı. Onlar sadece fiziki dünyaya inanırlardı. Metafiziksel hiçbir şeye inanmazlardı. Bunlar bir insanoğlu yaratabileceklerini düşündüler. Laboratuvarlarında insan vücudunun bileşenlerini araştırdılar ve bakırdan, sülfürden, demirden, karbondan, oksijenden, hidrojenden oluştuğunu gördüler. Bu elementleri karıştırdılar ve bizim bedenimizde bulunan ölçüde birleştirdiler. Hayat vereceğini düşünerek elektroşok verdiler. Bizi canlı kılan şey bedenimiz değil. Bizim bedenimiz topraktır, toprağa aittir. Bizi canlı kılan şey Allah’ın (svt) bizim içimize koyduğu sırdır: bu ruhtur. Bu da hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir şeydir. Ölüm ve hayat arasındaki fark budur: ruh.

Bu tıpkı Musa (as) ve sihirbazlar mücadele ettiklerinde, sihirbazların asalarını atıp, sadece görünürde yılana benzetmeleri ile Hz. Musa’nın (as) asasını attığında yaşayan, gerçek bir yılana dönüşmesi gibidir. Zira tek Allah (svt) hayata hükmeder. Böylece Allah asaya hayat verdi ve asa bir yılan oldu. Sihirbazların yapabilecekleri tek şey ise, insanları görsel illüzyon ile kandırmaktır çünkü onlarda hayat bahşedecek güç yoktur. Bu sebeple onlar Hz. Musa’nın (as) asasına ne olduğunu gördüklerinde bunun bir mucize olduğunu anladılar ve hemen iman ettiler. Çünkü biliyorlardı ki bu insan gücünün ve kapasitesinin dışında bir şey.

Yani bize hayat veren şey ruhtur. Ve bunun ilmi Allah’ın (svt) dediği gibi; “sadece Allah’a aittir.”

Allah Adem’e ruh üflediğinde ilk olan şey; onun hapşırması idi. Ruh bedenine girince Adem hapşırdı. “Allahu Teâlâ, Hz. Adem (as)’i yarattığı ve ruh üflediği zaman, Adem hapşırdı ve Elhamdulillah dedi. Rabb’i de ona: Ey Adem, Yerhamukallah (Allah sana rahmet etsin).”

Adem’e ilk olan şey Allah’ın selamının kendisine ulaşmasıydı. O hapşırdığında Allah, kendisi, ona ‘yerhamukallah’ dedi. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Bu Adem’e söylenilen ilk şeydi. Adem ilk baştan Allah’ın selamını almıştı.

Allah (svt) Adem’e dedi ki: Meleklerden şu oturan gruba git ve “Selamu aleykum” de.

Allah (svt) Adem’i eğitiyor. Git oradaki  meleklere ‘Selamu aleykum’ de. Adem meleklere gitti ve ‘Selamu aleykum’ dedi. Melekler ona ‘aleyke’s-selamu ve rahmetullahi ve berekatuhu,’ diye karşılık verdiler.

Adem Allah’ın yanına geri döndü ve Allah (svt) ona: “Bu cümle senin ve evlatlarının aralarındaki selamlaşmadır,” dedi. Yani Allah (svt) bize baştan beri selamlaşmayı Adem (as) üzerinden öğretti.[…]”*

Çeviriyi burada sonlandırıp, size Şehid İmam Enver el Evlaki’nin bu konuya getirdiği açıklığı son birkaç cümle ile toparlamak istiyorum. Mustafa İslamoğlu’nun Hz. Adem (as) hakkındaki sözleri sadece İmam Evlaki’nin “konuya yaklaşımı” sebebiyle reddedilmez. İmam Evlaki’nin anlattığı yaratılış meselesi ayet ve hadislere dayalı. İslamoğlu ve/veya kendisini bu konuda referans alan kardeşler delil olarak kullanılan hadisleri “sahih olmadığını” düşündükleri için kabul etmiyor olabilirler. Bizi burada ilgilendiren üç ana konu şudur:

  1. Hz. Adem (as) “kendi suretinde yaratıldı”, yani bizde olduğu gibi bir ana rahminde gelişip, embriyo, fötüs sonra doğup bebek, çocuk ve gençlik evrelerini geçirmedi. Vefat edene kadar üzerinde bulunduğu şekil üzere yaşadı.
  2. Hz. Adem (as) bizzat Allah (svt) tarafından eğitildi.
  3. Hz. Adem (as) yaratılışı açısından ilkti. Yani insan cinsinin ilkiydi. Ondan önce bir insan yaratılmadı ama ondan sonra Hz. Havva (as) yaratıldı.

Üçüncü ana konudan yola çıkarak ve yukarıda da belirttiğim İslam’ın evrim teorisine bakışı ile Hz. Adem’in (as) kendi suretinde yaratılıp, hayatının sonuna kadar aynı surette yaşadığını belirtmişti İmam Evlaki. İnsanlarda olduğu gibi bir annenin rahmine düşme evresi Hz. Adem (as) ve Hz. Havva’da gerçekleşmedi.

Batılı antropolog, sosyolog, biyologların ortaya attıkları ‘homo erectus,’ ‘homo sapiens,’ isimli insan türlerinin varlığı Kur’an veya Sünnet’te reddedilmemiştir. Nitekim İmam Evaki’nin de dediği gibi canlıların çevreye entegre olmalarına kendi gözlerimiz ile tanık oluyoruz. Ancak insanlığın soyunun Darwinist yaklaşımda iddia edildiği gibi maymunlardan geldiği; bir teori olmakla beraber Hz. Adem’in (as) yaratılışının Kur’an ve hadisler ışığında ortaya koyulmasıyla tamamen safsata olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlık Hz. Adem (as) ile Havva’dan törediğine göre ve Allah’ın Hz. Adem’e “insan” dediğine göre bir hayvan türünden töremiş olma olasılığımız kalmıyor.

Ve en doğrusunu Allah bilir.

Küresel Analiz

* Mustafa İslamoğlu’nun Hz. Adem (as) hakkında söyledikleri: https://www.youtube.com/watch?v=vK2cnhF8zv8

* Sünen-î Ebu Davud, Sünnet 16 (hds. no:4693); Tirmizî, Tefsir 1, 3; Müsned-i Ahmed, IV/400, 406

* Tirmizî Tefsir Muavvizateyn, Cild 5, (3589, 3271)

BU HABERLER DE VAR!

Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir

        ”Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir” Bazı insanlar sürekli …

Dr.İyad Kunaybi – Çocuk Yetiştirmek

Küçük oğullarınız ve kızlarınız büyümeye başladıkça onlar üzerinde hâkimiyet kurmanız zorlaşır. Sonra da yeni evler …