Cumartesi, 29 Nisan 2017

Şeyh Abdullah el Muhaysini kimdir?

Birçok kişi Muhaysini soy ismini, Mekke’de kılınan bir namazın ardından yapılan duayla ilk kez duymuştu. Bu duada yer alan ifadeler, çoğu kişinin aşina olduğu ifadeler olsa da, böylesi sözlerin ABD’nin yakın müttefiki Suudi Arabistan’ın hüküm sürdüğü bir bölgede, İslamiyetin kalbi olan Mekke’de dile getirilmesi önemli bir olaydı.

“Mücahidleri birleştir, onlara güç ver, onlara yardım et. Allahım, küfrün ve fesadın merkezi olan Amerika’nın kuvvetini başlarına geçir. Allahım gökyüzünü onların başlarına geçir, onları yeryüzünden dağıt, onların ülkelerini parçala. Allahım, Mescid-i Aksa’yı Yahudilerin elinden kurtar.”

Ettiği duada bu ifadelere yer veren Kabe imamı Muhammed el Muhaysini, kısa bir süre sonra Suudi Arabistan yönetimi tarafından gözaltına alınacaktı.

Bundan yıllar sonra, Muhaysini soyismi bir başka isimle duyurdu kendini. Abdullah el Muhaysini, Kabe imamı Muhammed Muhaysini’nin oğlu… Suudi Arabistan’da dini-akademik çalışmaları ile bilinen bu isim, artık farklı bir sürece girmişti. Suriye’de Esed rejimini devirme mücadelesi veren muhalif grupların yanında savaşa katılarak…

Muhaysini’nin başrolde yer aldığı Türkçe altyazılı video kayıtları, tıpkı babasının o meşhur duası gibi yüz binlerce kişi tarafından izlendi.

Vahhabi mi, direniş önderi mi?

Muhaysini’nin Suriye’yi aşan şöhreti Türkiye’de de yeni tartışmaları alevlendirmişti. Türkiye’deki bazı ilim adamlarına göre o savaşın popüleritesini kullanarak ‘Vahhabiliği’ yaymak istiyordu ve bu topraklara ‘yabancı’ bir şahsiyetti. Takipçisi olan genç kitleye göre ise Suriye’nin “meşru direnişinin sempatik bir lideri”ydi.

Ancak Türkiye komuoyunda Muhaysini’ye karşı geliştiren karşı propaganda etkili bir karşılık bulmadı. Bunda Fethullah Gülen Hareketi ve 15 Temmuz’da gerçekleştirilen kanlı darbe girişiminin etkisinin yadsınamayacağı yorumları yapılıyordu. Nitekim Türkiye’deki ilim adamlarının çoğu -şimdilerde şiddetli karşıtı oldukları- örgüt lideri Fethullah Gülen’e, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile net bir şekilde karşı karşıya gelmeden önce yüksek sesli eleştiriler yöneltmemişlerdi. 15 Temmuz’da yaşanan travma, Fethullah Gülen’in otoritesini ‘sessiz kalarak onaylayan’ Türkiyeli ilim adamlarına karşı bir güvensizlik doğurmuştu.

İkinci Abdullah Azzam yakıştırması

Cihat yanlıları arasında büyük bir üne ve öneme sahip olan Abdullah el Muhaysini, önemli bir farka sahip. Bu fark ise onun sadece küresel cihat yanlıları arasında değil, diğer bölgelerde de popülaritesinin olması. Sohbetleri, röportajları, basın açıklamalarıyla sıklıkla dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara ve özellikle gençlere seslenen Muhaysini, her geçen gün ismini daha çok duyuruyor. Küresel cihat yanlılarının yanında diğer Müslüman kesimlerin de beğenisini toplayan ve sempatik bir görüntü çizen Muhaysini için “ikinci bir Abdullah Azzam” yorumları da yapılıyor.

Kendisi hakındaki tartışmalara karşın Abdullah el Muhaysini’nin çatışmadan uzak ve kapsayıcı üslubu, Suriye’de savaşan grupların oluşturduğu yelpazenin her yanından kendisine sempati duyan isimler bulunmasını sağlıyor.

Hakkındaki tartışmaların zaman zaman alevlendiği isim, yine bu tartışmalar sebebiyle daha yakından tanınmayı hak ediyor.

Mekke’de zengin bir imam ve ilim adamı

Amerikan Savunma Bakanlığı’nın “terörün mali destekçileri” başlığı ile hazırladığı listede yer alan bilgilere göre Abdullah Muhaysini’nin doğum tarihi 30 Ekim 1987…

Muhaysini birçok fikir adamı, şair, siyasetçi ve din adamı yetiştiren Bureyde şehrinde dünyaya geldi. Bureyde, Suudi Arabistan’da hapse atılan din adamı Süleyman Ulvan ve Arap Yarımadası El Kaidesi’nin insansız hava aracı saldırısında öldürülen liderlerinden İbrahim Süleyman er Rübeyş’in de doğduğu şehir.

Belirli bir döneme kadar Bureyde’de yaşayan ve eğitim hayatına burada devam eden Muhaysini, daha sonra ailesiyle birlikte Mekke’ye geçti. İlkokul ve lise öğrenimini tamamlayan Muhaysini, Ümmü’l Kura Üniversitesi’nde İslam Hukuku üzerine eğitim gördü. Akademik hayatında İmam Muhammed bin Suud İslam Üniversitesi’nde devam etti ve karşılaştırmalı hukuk eğitimi aldı. Tezini “İslam’da Savaş Mültecilerinin Ahkamı” üzerine yazan Abdullah Muhaysini bu tezde savaş mültecileri konusunu karşılaştırmalı olarak işledi.

Akademik hayatının yanı sıra İslami ilimlerle de meşgul oldu. Çağının ve çevresinin önemli isimlerinden ders aldı. Bunlar arasında Abdullah bin Cibrin, Abdullah Guneyman, Süleyman Ulvan gibi isimler bulunmaktadır. İslami ilimlerin tahsili için Suudi Arabistan’da birçok merkezi ziyaret etti ve Moritanya’ya gitti. Kuran’ın yanında, İslam ilmindeki önemli eserlerden Muvatta, Kütüb-ü Erba’a, Sahihayn, Sünen-i Darimi, Kütüb-ü Seb’a, Buluğu’l Meram gibi eserleri ezberledi. Çeşitli camilerde, merkezlerde dersler verdi.

2013 yılının yaz mevsimine yaklaşırken, Suriye muhalefetinin tek bir isim altında birleşmesi yönünde çalışmalar yürütmek üzere Suriye’ye gitti.

IŞİD sorununda arabuluculuk rolü

Abdullah Muhaysini’nin ülkeye gittiği tarih Ekim 2013. İlk olarak IŞİD ile muhalif gruplar arasında başlayan ihtilafta arabuluculuk yapma girişimlerinde bulundu. Ancak zamanla dökülen kanın artması, mahkemenin reddedilmesi ve ihtilafların bir savaşa dönmesinin ardından bu imkansızlaşınca, IŞİD’in kadılık teklifini reddederek muhalif grupların yanında yer aldı. Bölgedeki neredeyse her grubun sempatisini kazanan Muhaysini, 2017 yılına dek hiçbir grubun içerisinde resmi olarak yer almadı. O zamanki ismiyle Nusret Cephesi, Ahraru’ş Şam gibi İslamcı grupların yanı sıra “ılımlı” olarak nitelenen Özgür Suriye Ordusu gruplarınca da benimsendi ve takdir topladı.

Muhaysini’nin IŞİD hakkındaki uzun açıklaması:

Devrimin birleştirici yüzü

Çoğu kişiye göre Muhaysini, “bölünmüş ve dağınık bir görünüm arzeden Suriye devrimcilerinin birleştirici yüzüydü.” Konuşmalarında ve röportajlarında bir gruptan bahsetmedi ve Suriye devrimini bir bütün olarak gördü. 2015 yılının Mart ayında kurulan ve İdlib’in fethiyle adını duyuran Fetih Ordusu’nda bulundu. Burada kadılık görevi de yaptı, oluşumun dini temsilcisi olarak görüldü. Röportajlar yaparak Suriye’deki ortamı anlatmaya ve insanları Suriye’de savaşmaya, Suriye’deki savaşa yardımda bulunmaya çağırdı. Eğitim faaliyetlerini sürdürerek çocuklar için kurslar teşkil etti.

Muhaysini’nin Türkiye halkına yönelik Türkçe altyazılı özel videolarından bazıları:

Halkın geniş katılım gösterdiği programlar tertip etti. Bu gibi faaliyetlerin yanında Muhaysini, muhalif gruplarla birlikte çatışmalara da katılıyordu. Vadi ed Deyf’in alınması sırasında Ahraru’ş Şam ile birlikte savaştı. Birçok kez yaralandı, bunlardan ikisinde ağır yaralanarak uzun süre tedavi görmek zorunda kaldı.

Muhaysini’nin adının duyulduğu bir diğer konu da birleşme görüşmeleriydi. Defalarca toplantılar düzenlenen ancak uzlaşıya varılamayan görüşmelerin belki de en çok gayret sarfeden ismi Muhaysini, yelpazenin iki ucunun da buluşacağı bir birlik için çabalıyordu. Özgür Suriye Ordusu gruplarından Şam’ın Fethi Cephesi’ne kadar tüm grupların yer aldığı bir birliğin kurulması için toplantılarda, halk arasında ve grupların mensupları içerisinde konuşmalar yaptı.

Birliğin gerekliliğini anlatan röportajları ve Türkiye halkına yönelik dostane söylemleri de bu dönemde dikkat çekti. Cihat yanlısı kesimin yanı sıra ülke dışındaki diğer Müslüman kesimleri de etkileyen Abdullah Muhaysini’nin konuşmaları, politik ve İslami bir gündemi olmayan kişileri de etkileyerek Suriye konusunda hassasiyetleri artırdı. Muhaysini, genç bir ilim adamı olmasının yanı sıra yumuşak üslubuyla dikkat çekti.

Muhaysini şu an, yakın dönemde kurulan ve en geniş muhalif örgütlenme olan Tahrir’uş Şam Heyeti’nde kadılık görevini sürdürmektedir.

Kaynak: MepaNews

Şeyh Abdullah el Muhaysini hakkında İhsan Şenocak ve Ebu Bekir Sıfil’e yazılan reddiyeler:

1. Ebubekir Sifil’in Muhaysini’ye haksız ithamı ve namazı terk edenin hükmü

2. İhsan Şenocak’ın Şeyh Muhaysini’ye iftiralarına cevap

Küresel Analiz 

BU HABERLER DE VAR!

Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir

        ”Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir” Bazı insanlar sürekli …

Dr.İyad Kunaybi – Çocuk Yetiştirmek

Küçük oğullarınız ve kızlarınız büyümeye başladıkça onlar üzerinde hâkimiyet kurmanız zorlaşır. Sonra da yeni evler …