Pazar, 25 Haziran 2017

“Körü körüne çekilmiş sancaklar altında savaşmak” hadisi – Ebu Yahya El-Libi

Şahid Ümmet Dergisinde 2015 Ocak ayında yayınlanan Ebu Yahya El Libi çevirisini sizlere sunuyoruz:

Ebu Hureyre’den (radiyallahu anh) rivayet olunduğuna göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim körükörüne çekilmiş bir sancak altında savaşır; kabilesi için gazaplanır, kabilesine çağırır veya kabilesini destekler ve öldürülürse, bu cahiliye ölümüdür.” (Muslim, Ahmed, Nesai ve diğerleri rivayet etmiştir.)

Bazı kelimelerin açıklaması:

Sancak: Bayraktır. Buradaki maksat, askerler için yükseltilen bayrağın kendisi değildir. Bilakis bu sancağın, onun için çekilmiş olduğu, onun uğruna insanların bir araya gelip savaş için destekledikleri şeydir.

Bundan dolayı sancak, körlükle nitelendirilmiştir. Oysaki bayrak böyle bir nitelemeyle kullanılmaz. Senedi (rahimehullah) şöyle der: “Kör bir sancak” buyruğu, hak yada batıl olduğu bilinmeyen meçhul bir iş üzere toplanan bir gruptan kinayedir.”

Körükörüne: imam Nevevi (rahimehullah) şöyle der: “Bu, yönü belli olmayan kör bir iştir. Ahmed b. Hanbel (rahimehullah) ve cumhurda böyle söylemiştir. İshak b.Rahaveyh (rahimehullah) ‘Bu, bir topluluğun asabiyet için savaşması gibidir’ demiştir.”

Asabiyet: Zemahşeri (rahimehullah) şöyle der: “Asabe, amcaoğulları ve mirasta bir payı bulunmayan herkestir. Mirasta asıl hak sahiplerinden sonra alanlar asabelerdir.” Burada kast olunan ise, kişinin onlar için, onlarında onun için gazaplandığı, onlarla korunduğu, hak ve batılda onları desteklediği kimselerdir.

Hadisin bazı rivayetlerinde şöyle geçmektedir: “Akrabalarını destekler…” Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi (rahimehullah) şöyle der: “Asabiyet, -şeriata muhalifte olsa- hevaları üzerine bir topluluğun desteklenmesidir.”

Hadisten Çıkan Bazı Faideler:

Birincisi: Kişinin savaşının bilinç ve ilim üzere olması, körlük ve hevâ ile olmamasının gerekliliği.

İkincisi: Yalnızca hakkın desteklendiği meşru savaş ile, hevaların desteklendiği diğer savaşların birbirinden ayrı tutulması.

Üçüncüsü: Sancakta itibar edilmesi gereken asıl, bağlanmış olduğu şeydir, görünümü, şekli ve nakışları değil.

Dördüncüsü: Vela/dostluk, iman kardeşliği üzerine kuruludur, asabiyetler üzerine değil.

Beşincisi: Bazen kişi bazı cahiliye işlerine karışır ve bu durum üzere ölür. Bu durumu onu imandan çıkarmaz.

Altıncısı: Savaşın meşru olması, orada ölenlerin şehid olmalarını gerektirmez. Çünkü onları savaşa iten sebep, yalnızca kavimleri için gazaplanmaları ve hakkı desteklemek için değil onlar için asabiyette bulunmaları olabilir.

Yedincisi: Kabile, halk, emir, âlim, cemaat, isim, mezhep, görüş, vatan veya başka bir şey olsun, hakkın dışında bir şey için taassup yapılmasından sakındırılması. Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle der: “Ülkesinin halkı, mezhebi, tarikatı, akrabaları veya arkadaşları için taassup yapan bir kimsede, cahiliyeden bir şube vardır. Müminler, -Allahu teala’nın emrettiği gibi,- onun ipine, kitabına ve Resulünün sünnetinin hep birlikte sımsıkı tutunmalıdırlar.”

Sekizincisi: Savaşta niyet meselesinin ne kadar önemli olduğu.

Dokuzuncusu: Hak için soyutlanmanın, heva ve saptırıcı şeylerden de uzak durulmasının zorunluluğu.

Onuncusu: Apaçık olan şeylere tutunulması, karışık ve müteşabih şeylerden uzak durulması, din ve ırzda selametin tercih edilmesi.

Hadisle İlgili Farklı Konular

Bu hadis Müslim’de şu başlık altında verilmiştir: “Fitneler zuhur ettiğinde ve tüm zamanlarda, Müslümanların cemaatine bağlı kalınmasının vacipliği, itaatten çıkmanın ve cemaatten ayrılmanın haramlığı ile ilgili bap” Konu başlığı, başka bir hadisin bir bölümünden alınmıştır. Hadisin başı ise şöyledir: “Kim itaatten çıkar, cemaatten ayrılır ve bu şekilde ölürse, cahiliye ölümü üzerine ölmüş olur.” Beyhaki ise bu hadisi şu başlık altında zikretmiştir: “Cemaate bağlılığa teşvik edilmesi ve elini itaatten çekenlerin yerilmesiyle ilgili bap.”

Müslümanın canı, ırzı, haremi veya malı uğruna savaşması asabiyetten değildir. Said b. Zeyd’den (radiyallahu anh) rivayet olunduğuna göre Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim malı uğruna öldürülürse şehiddir. Kim ailesi uğruna öldürülürse şehiddir. Kim dini uğruna öldürülürse şehiddir. Kim kanı uğruna öldürülürse şehiddir.” (Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi rivayet etmiştir. Hadisin başı ise sahihaynde geçmektedir.

Ebu Yahya El-Libi

Küresel Analiz

BU HABERLER DE VAR!

Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir

        ”Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir” Bazı insanlar sürekli …

Dr.İyad Kunaybi – Çocuk Yetiştirmek

Küçük oğullarınız ve kızlarınız büyümeye başladıkça onlar üzerinde hâkimiyet kurmanız zorlaşır. Sonra da yeni evler …