Çarşamba, 29 Mart 2017

Ebubekir Sifil’in Muhaysini’ye haksız ithamı ve namazı terk edenin hükmü

Kendisi Suudi Arabistan’da imam ve hatiplik yaparken Suriye devriminin başlaması üzerine her şeyini bırakarak Suriye’ye gelen Dr. Abdullah Muhaysini’ye İhsan Şenocak’tan sonra bu kez de Ebubekir Sifil ithamlarda bulundu.

İhsan Şenocak’ın Şeyh Muhaysini’ye ithamları hakkında: 

Ebubekir Sifil sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Şeyh Muhaysini’nin namaz ile ilgili videosunu eleştirdi. Muhaysini’nin Türkiye halkına özel sohbet serisi içinde olan namaza teşvik videosu çok tutulmuş ve paylaşılmıştı:

Ebubekir Sifil’in Muhaysini’nin bu videosu hakkındaki eleştirileri ile şu şekilde:

Ebubekir Sifil: “Böyle diyor Muhaysinî, ardından da bunu anlatan bir hadis okuyor. Soru: O hadisi 4 İmam bilmiyor muydu? İmam Ahmed dışındaki ekseri fukaha farziyetini inkâr etmeksizin namazı bilerek kılmayan kimsenin küfrüne hükmetmemiş. İmam Ahmed de kendisinden gelen 2 rivayetten birinde 3 imama katılmış. O halde Muhaysinî “Namazı terk etmek küfürdür” derken ictihad edip hadisten kendisi hüküm çıkarıyor olmalı. Namazın terkini hafife alıyor değiliz. Namazı terk eden kimsenin küfrüne hükmedilmeyeceğini söyleyen ekseri fukaha da bunu kasd etmemiştir. Yanlış olan, namazın önemini anlatırken bu milletin gençlerinin aidiyetleriyle oynamak. Bu milletin tabi olduğu imamlar elbette bu dini Muhaysinî’den daha iyi biliyordu. Selefî çizgi hassasiyetlerimizi kullanarak içimize sızıp kendi sübjektif doğrularını din diye anlatıyor.”

* * *

Ebubekir Sifil burada sohbeti genel olarak almayıp da cımbızla bu cümleyi seçmesi ve Muhaysini’yi itham etmesi kendisine yakışmadı. Muhaysini’nin bu videosundaki mesele halk tarafından anlaşılmış ve benimsenmiş iken, Ebubekir Sifil’in Muhaysini’nin cımbızla bir cümlesini seçerek sonra da “Selefî çizgi hassasiyetlerimizi kullanarak içimize sızıp kendi sübjektif doğrularını din diye anlatıyor” demesi, derdini de aslında ortaya çıkardı:

Muhaysini Türkiye’de gençler için takip edilen, hicreti ve cihadı ile takdir toplayan bir alim. Suriye’de Ehli Sünnet grupların birleşmesi için aylarca çalışmış, nihayetinde 5 grubun Tahrir Şam adıyla birleşmesi üzerine bu harekete katılıp şeri kadı oldu. Muhaysini aynı zamanda bedel ödeyen bir isim. ABD’nin terör listesine de girdi, Suriye’de defalarca da Esed’e karşı çatışmalarda yaralandı. Muhaysini’nin irşad videoları bu nedenle geniş bir kesim tarafından takip edilmeye başlandı. Ebubekir Sifil ve İhsan Şenocak gibi laik ve demokrat rejimle bir derdi olmayan hocalara işte bu dert oldu: Kitleleri elinden kayıyor… Ebubekir Sifil zaten açık açık twitter hesabında yeni açıklamasında derdini ortaya koydu:

“Bu ülkede yıllardır namazın, ibadetin, kulluğun önemini anlatır hocalarımız kürsülerden. Muhaysinî mahut videoda “namazı terk etmek küfürdür” demek dışında farklı ne söyledi? Bu fetvayla ümmetin kahir ekseriyetini tekfir etti açıkça! Sosyal medyayı iyi kullanmak dışında cihad meydanındaki ulemadan hiç bir artısı olmayan Muhaysinî’yi “özel” kılan nedir? Cihad meydanındaki çabalarını takdirle karşıladığımı değişik vesilelerle çok kez ifade ettim. Ama konu itikada gelince o da haddini bilmeli ve İmam Ahmed’in dahi bir rivayette 3 imama katıldığı konuda kesin konuşmamalıdır.”

Bakın Muhaysini’ye “tekfirci” demek içinmiş meğer bu meseleyi açması. Oysaki haksızca bu ithamı yapsa da, “namazı terk etmenin küfür” olduğu görüşü ilmi bir konudur ve birçok Ehli Sünnet alimi de bu görüştedir. Ebubekir Sifil ise bu ihtilaflı konuyu uzatarak ve abartarak Muhaysini’yi “tekfirci” gösterme derdinde.

Muhaysini için “Ama konu itikada gelince o da haddini bilmeli” diyor Ebubekir Sifil. Peki, aynı Ebubekir Sifil’i “İslam ve laiklik çelişmez, demokrasi için ölenler şehiddir” diyen Diyanet’i bir kez eleştirdiğini ya da bu tarz söylemler içine giren hocalara “haddinizi bilin” dediğini duydunuz mu? Allah’ın şeriatını saptıran, tevhidi saklayan, demokrasi ve laikliğe teşvik eden sözde hocaları gündemine almayıp da Muhaysini’nin bir cümlesi üzerinden karalamaya çalışmak, Ebubekir Sifil’in kalitesini de kitleye göstermiş oldu.

Muhaysinî’yi özel”kılan nedir?” diye soruyor ya Ebubekir Sifil, bu cümle bile aslında Müslüman gençlerin kendisini değil de Muhaysini’yi özel görmesini çekemediğinin itirafıdır. Ne zaman ki Ebubekir Sifil hakkı haykırmaya başlar, ne zaman ki Ebubekir Sifil Müslüman gençleri Allah yolunda hicrete ve cihada teşvike başlar, ne zaman ki Ebubekir Sifil firavunların saraylarıyla değil zindanlarıyla muhatap olma durumuna girer, o zaman sen de “özel” olursun ama o güne kadar ümmetin gençlerinin gözünde bir değerin olmayacak, emin ol!

Ebubekir Sifil son olarak tüm bu yazdıklarında derdinin namaz kılmayanın hükmü meselesi olmadığını gösterircesine, battığı bir konuyu kapatmak yerine daha da batmayı tercih etti:

Resulullah sav “Din nasihattir” diyor. Ebubekir Sifil ise bırakın kendisini, Anadolu adına konuşma cesaretine girerek “Bizlere anlatma git gavurlara anlat” demeye getiriyor. O halde Ebubekir Sifil’e sormak gerek, madem Anadolu insanının İslam’ı öğrenmesine ihtiyacı yok, madem gavurlara sadece tebliğ ve nasihat yapılmalı, o halde neden Ebubekir Sifil Anadolu halkına dini kitaplarını yayıyor dini videolar yayınlıyor? Ebubekir Sifil’in de gayrımüslimlere yönelmesi gerekmez mi? Ki neden böyle saçma bir iddiayı sadece Muhaysini için yapıyor? Neden Türkiye’deki hocalara da aynı şeyi söylemiyor? Yoksa Anadolu halkına nasihat etme görevi sadece Ebubekir Sifil gibi demokrat rejime laf etmeyen sözde hocalara verilmiş bir imtiyaz mı? Ebubekir Sifil kendisi gibi bir akademisyen olan Muhaysini’nin Arabistan’da Araplara sohbet yapmasına da laf edecek mi? Yoksa Muhaysini Arabistan’da da sadece “gavurlara” mı tebliğ yapmalıydı?

Böyle seviyesizce lafları Ebubekir Sifil’den duymamız bizleri şaşırtsa da, şaşırtanın Allah olduğu hatırlayarak Muhaysini gibi “guraba”dan bir alime saldıranların niyetlerinin deşifre olmasını hikmetle izleyerek Rabbimize hamd ediyoruz.

Namazı terk etmenin küfür olma meselesine gelince…

Namazı terk etmenin küfür olduğu Hanbeli mezhebinin görüşüdür, Muhaysini’nin değil. Zaten bu görüşün Hanbeli mezhebinde olduğunu Ebubekir Sifil de başka bir videosunda söylüyor:

Namazı terk etmenin hükmü konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir. Bu nedenle Ebubekir Sifil gibi kendi görüşünü İslam diye dayatmak yerine ihtilaf fıkhının gereği olarak alimlerin görüşlerine saygılı olmalıyız. Nitekim bu konuda Hanbeli alimlerin dayandığı hadisler de mevcuttur. Bu görüş Ebubekir Sifil’in dediği gibi Muhaysini’nin kendi içtihadi görüşü değil, aksine hadislere de dayanan, sahabeden de rivayetlerin olduğu ilmi bir görüştür. Bu konuda Nakil Kürsüsü’nde yayınlanan deliller, Ebubekir Sifil’in Muhaysini’ye ithamlarının nasıl da haksızca olduğunu ispatlıyor:

Ulema namazı terk edenin hükmünde ihtilaf etmişlerdir. Cumhur ulemaya göre namazın terki küfür değildir ve terk eden İslam milletinden çıkmaz. Lakin sahih sünnet, sahabenin sözleri ve birden fazla imamın naklettiği icmaya göre namazın terki küfürdür ve terk eden istitabeden sonra İslam milletinden çıkar. Şüphesiz doğru ve racih olan da budur. Allahu Alem.

Bu görüşü destekleyen deliller şunlardır:

Nebevi Sünnet:

İmam Muslim (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Cabir (radiyallahu anhu) şöyle der: “Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyurdu:

بين الرجل وبين الشرك والكفر ترك الصلاة

“Kişiyle küfür ve şirk arasında namazı terk etmek vardır.”

İmam Ahmed, İmam Tirmizi ve İmam Nesâi (rahimehumullah)’ın tahriç ettikleri sahih hadiste Bureyde (radiyallahu anhu) şöyle der: “Ben Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle derken işittim:

العهد الذي بيننا وبينهم الصلاة فمن تركها فقد كفر

“Bizimle onlar arasındaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kâfir olur.”

İmam Buhari ve İmam Muslim (rahimehumallah)’ın tahriç ettikleri hadiste Ömer (radiyallahu anhu) şöyle der: “Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim:

بني الإسلام على خمس شهادة أن لا إله إلا الله ، وأن محمدا رسول الله ، وإقام الصلاة ، وإيتاء الزكاة والحج ، وصوم رمضان

“İslam beş şey üzere bina olunmuştur. Allah’tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şahitlik etmek ve namaz kılmak ve zekat vermek ve kabe’yi haccetmek ve Ramazan ayında oruç tutmak.” Bu hadisin delil olma yönü şöyledir: Zikredilenler İslam’ın beş rüknüdür. Rükünlerin varlığı ile bina da vardır. Rükünlerden birinin gitmesiyle üzerine bina edilmiş olan da düşecektir. Namaz da bu rükünlerden biridir.

İmam Ahmed (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Abdullah bin Amr bin As (radiyallahu anhu) şöyle der:

أنه ذكر الصلاة يوما فقال من حافظ عليها كانت له نورا وبرهانا ونجاة يوم القيامة ومن لم يحافظ عليها لم يكن له نور ولا برهان ولا نجاة وكان يوم القيامة مع قارون وفرعون وهامان وأبي بن خلف

Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün namazdan bahsederken şöyle buyurdu: Kim namazı muhafaza ederse kıyamet günü kendisi için bir nur, hüccet ve kurtuluş olur. Ve kim onu muhafaza etmez ise onun için nur, hüccet ve kurtuluş olmaz. Ve kıyamet günü Karun, Firavun, Haman ve Ubey b. Halef ile beraber olur.” Hadisi İmam Taberani (rahimehullah)’da tahriç etmiştir ve el-Heysemi (rahimehullah) Ahmed’in ravileri sikadır demiştir. Bu hadisin delil olma yönü şöyledir: Namazı muhafaza etmeyenlerin ebedi cehennemliklerle ve azabın en şiddetlisini tadacak olanlarla beraber zikredilmeleri, bunun sebebinde de beraber olduklarını gösterir. Sebebi ise şüphesiz küfürdür.

Namazın İslam’a delalet ettiğini ifade eden tüm hadisler aynı zamanda terkininde küfre delalet ettiğini ifade eder. Mesela İmam Buhari (rahimehullah)’ın Enes bin Malik (radiyallahu anhu)’dan rivayet ettiği hadiste Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)şöyle buyuruyor: “Her kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi yerse, işte o Müslümandır. O Allah’ın ve Rasûlü’nün zimmetindedir. Artık böyle olan bir kimsede Allah’ın zimmetine hıyanet etmeyin.” Veya İmam Muslim (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Ummu Seleme (radiyallahu anha) Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu aktarır: “İleride sizin üzerinize bazı emirler atanacaktır. Siz onları tanıyacaksınız ve beğenmeyeceksiniz. Kim beğenmezde onları kerih görürse (onların yaptığı cürümlerden) beri olmuş olur. Kim inkâr ederse selamete kavuşur. Fakat razı olan ve tabi olanın durumu …(pek kötüdür. Çünkü bu kişi onlarla aynı hükümde ve konumda olur.) Sahabeler dediler ki: “Ey Allah’ın Rasûlü onlarla savaşmayalım mı?” Dedi ki: “Hayır! Sizin aranızda namaz kıldıkları sürece onlarla savaşmayın.”

Sahabe sözleri:

Abdullah bin Şakik el-Ukayli (rahimehullah) şöyle demiştir: “Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı namaz hariç diğer amellerin terk edilmesini küfür olarak görmezlerdi.” Bu eseri İmam Tirmizi (rahimehullah) rivayet etmiştir. Ayrıca İmam Hakim (rahimehullah)’da tahriç etmiştir ve Buhari ev Muslim’in şartlarına göre sahih olduğunu söylemiştir. Abdullah bin Şakik (rahimehullah)’ın “Râsulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı” demesi bu görüşün sahabenin indinde icma olduğunu gösterir.

İmam Malik (rahimehullah) Ömer (radiyallahu anhu)’nun “Namazı terk edenin İslam’ı yoktur” dediğini nakleder. Ve İmam ibnu Ebi Şeybe (rahimehullah) Ali (radiyallahu anhu)’nun “namaz kılmayan kâfirdir” dediğini nakleder. Ve İmam Mervezi (rahimehullah) İbni Mesud (radiyallahu anhu)’nun “namazı terk edenin dini olmaz” ve Ebu Derda (radiyallahu anhu)’nun “namazı olmayanın imanı olmaz” dediğini nakleder. Ve İmam İbni Abdilber (rahimehullah) İbni Abbas (radiyallahu anhuma)’nın “namazı olmayanın imanı olmaz” dediğini ve Cabir (radiyallahu anhu)’nun “kim namaz kılmazsa kâfir olur” dediğini nakleder.

İsimlerini zikrettiğim sahabeye ilaveten ibn Hazm (rahimehullah) Abdurrahman bin Avf, Muaz bin Cebel ve Ebu Hureyre (radiyallahu anhu)’dan namazı terk edenin kâfir olacağı yönde nakiller getirir ve sonra “bu konuda bu sahabelere muhalif her hangi bir sahabe bilmiyoruz” der.

Ulemadan namazın terki küfürdür diyenlere gelince, İmam İshak bin Rahaveyh (rahimehullah) bu konuda ilim ehlinin icmasını nakleder. Ve İmam Eyyub es-Sahtiyani “namazın terki küfürdür. Bunda ihtilaf edilmez”der. Ve İmamlar Abdullah bin Mubarak, Hasan el-Basri, İbrahim en-Nahai, eş-Şabi, el-Evzai, Hammad bin Zeyd, Muhammed bin Hasen, Said bin Cubeyr, Nafi, el-Hakem ve Ahmed bin Hanbel (rahimehumullah) namazı terk edenin kâfir olacağını söylemişlerdir.

Hulasa: İmam Ömer bin Hattab (radiyallahu anhu)’nun dediği gibi namazı terk edenin İslam’ı yoktur. Namazı terk edene Müslüman denilmez. Allahu Alem.

Hazırlayan: Selahaddin Dağıstan

Küresel Analiz / Özel Haber

 

BU HABERLER DE VAR!

Makdisi: “önce Tevhid, daima Tevhid”

Filistin asıllı olup Ürdün’de yaşayan ilim adamı Ebu Muhammed el Makdisi’nin tevhidin ön planda tutulmasına …

Musul operasyonu “sözde” durduruldu: Sivil katliamın videosu (+18)

Irak ordusu son günlerde çok sayıda sivilin öldüğü Musul’da IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonu durdurma kararı …