Pazar, 22 Ocak 2017

Zerkavi’nin eşinden mektup: “Onları ölüyken de, diriyken de kızdırdın ve yordun” (arşivden)

Satış karlı çıktı ey Ebu Musab! Onları ölüyken de, diriyken de kızdırdın ve yordun…

بسم الله الرحمن الرحيم

Allah (cc)’ya hamdolsun ki o dirilten ve öldüren, Müminlere savaşı emreden odur.

Onlardan kimi yüz çevirmiş ve sapmış, azıda sebat üzere kalmıştır. Salat ve selam, şehadeti talep etmeye teşvik edip, ali derecesini beyan eden ve ona ancak ihlas sahibi kullarının nail olabileceğini haber veren Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)‘in üzerine olsun. Ve sonra… Bu mektubu öncelikle hocamız, emirimiz ve veli emirimiz Şeyh Usame Bin Ladin’e yöneltiyorum; (Allah c.c onu korusun ve düşmanlarının boğazını kanatan bir diken eylesin!) Amin.

Bize dokunan bu musibette değerli, sevgili, mücahid ve cesur aslan; emirimiz (Şeyh Ebu Mus’ab ez-Zerkavi)’nin istişhadı hususunda Allah ecir ve mükâfatınızı arttırsın. Başınız sağolsun! Allah (cc) onunda şehadetini kabul etsin! Ey Şeyhimiz sabret ve dayan. Allah’a yemin olsun ki mücahidlerin analarına –bilhassa Irak ehlinden– evlatlarının istişhad haberi geldiğinde derlerdi ki: “Madem ki Şeyh Ebu Mus’ab hayır ve iyilikte, evlatlarımız hususunda imtihan bize ağır gelmez!” Allah’a yemin olsun ki belanın büyüklüğüne ve musibetin şiddetine rağmen biz de diyoruz ki: “Madem ki şeyhimiz, veli emrimiz, kâfirlerin korku ve öfke kaynağı Usame bin Ladin hayır ve selamette, Ebu Mus’abın istişhadı hafif gelir bize!” Vallahi emirinin Irak’ta temenni ettiği şey buydu. Yani sahip olduğu her şeyi senin uğrunda feda etmekti ve Allah’a yemin olsun ki gerçekten o size karşı çok muhabbetli ve ihlaslıydı. Emirlerinize karşı itaatkâr, kendini bu uğurda feda eden, fedakâr, sizinle olmayı hep temenni edip buna teşvik eden biriydi. Ve biz –Allah’a yemin olsun ki– müstakbelde müjdesini aldığımız savaşların heyecan ve şevki içinde beklemekteyiz! Ey fazilet sahibi emirimiz! Allah’tan dileğimiz düşmanları yenilgiye uğratmanız için onların her daim başkanlığın da olmanızdır. Şeyh Ebu Mus’ab da senin ordularında saf tutan askerlerden biriydi lakin Allah’a hamdolsun ki onun gibi askerler çok… Ebu Mus’ab katledilse bile, bu ümmetin hanımlarının rahimleri kafirlere karşı Ebu Mus’ab’tan daha şiddetlisini doğurmada kısır değildir. Onlar ki Rabbimin izniyle senin askerlerinin (nusret ehlinin) saflarına iltihak edecekler ve onların sonuncusu, Deccalle savaşacak…

Ey şeyhimiz; analar, çocuklarını dilediğin yere fırlatıp atman için doğuracaklar! Allah’a yemin olsun ki biz sözümüzdeyiz, ve bey’atimizi yeniliyoruz, ma’rufta (iyilik)’te emirlerine karşı itaat ederiz. Ebu Mus’ab’a -Allah ona rahmet etsin- şehadetini kabul etsin ve onu bağışlasın şeref olarak bu savaşın fertlerinden ve bu fitili alevlendirenlerden biri olması yeter. O ki Yahudi, Haçlı, Rafizi ve Mürtedlerden din düşmanlarına karşı ateş kapısını açanlardan biriydi. Erlerin ve sevenlerin için tüm kötülüklerden salim kalasın. Allah’tan üzerine selam olsun. Diğer mektubuda muhtelif yerlerdeki mücahid erlere ve ümmetin kahramanlarına yöneltiyorum; ön saflarda toplara, havadan saçılan ateşe karşı direnenlere ve yine kardeşlerine destek olmak ve kollamak için arka saflarda olan Mücahidlere, sahada savaşanlara… Ve gizliden çalışanlara…

Onlar ki Ömer’in kendilerini tanımadığı fakat Ömer’in Rabbinin tanıdığı kimselerdir… Ecirlerini de ancak Ömer’in Rabbinden beklerler. Onların hepsine diyorum ki; “Başınız sağ olsun, Allah (cc) ecrinizi arttırsın, o ki sizin lideriniz, sevgiliniz ve Rumları en kötü şekilde katleden, Rafizileri rezil edip paramparça eden emirinizdir. Elimi elinize veriyor ve kenetliyorum. Size sebatı, rüşt de azmi ve gayreti tavsiye ediyorum. Allah’a yemin olsun ki gerçekten Allah (cc) size öyle bir kapı açtı ki o kapı ancak nusret ile kapatılır. Ey Allah’ın kulları! Dayanın, ayaklarınız kaymasın. Sizler, emirlerinin şehid olması veya liderlerinin esir edilmesi kendilerini sarsanlardan değilsiniz! Bilakis sizin akideniz, sizi bundan çok daha güçlü ve dirençli kılar. Buda sizin dünyaya karşı buğzunuz, ahirete karşıda bağlılığınızdan dolayıdır. İntikamda… İntikam… Önce dininiz için… Sonra kanlarınız, ırzlarınız ve mallarınız için… Bunların hepsi de Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)‘in teşvik ettiği şehadet kapılarındandır. Cihada kalkışmaları, liderlerinin davalarını sürdürmeleri, düşmanlarını hasara uğratmaları, kızdırmaları ve ürkütmeleri ancak sizin vasıtanızla olmuştur. Zira sizler onların desteği ve gözüsünüz. Allah (cc) sizlerin başarısını arttırsın. İyilik ve itaatiniz ancak onun için olsun. Onlara karşı hayattayken nasıl vefakar kaldıysanız (sözünüzde durduysanız), şehadetlerinden sonrada bırakmayın. Ahidleriniz de kalın, verdiğiniz söze uyun.

Sevgili hocanıza, teftiş hamleleri başladıktan ve son zamanlarda artmasının ardından hatta öyle ki Amerika ve görevlileri onun için 30.000 asker tahsis ederek arama ekibinin görevini arttırdıklarında kendisine dedim ki: “Bu teftiş hamlesi başarısızlığa uğrayıp dinesiye dek Iraktan az bir süre için çıksanız da, yönetmeyi dışardan yapsanız..!” Bana inkar edici ve öfke dolu bir bakışla bakarak ederek: “Ben?!… ben?!… dinime hıyanet ederek Iraktan dışarı mı çıkacağım?!… Hayır vallahi, Iraktan ancak zafer, veya şehadetle (şehitlikle) çıkarım!” İşte hocanız Rabbine karşıda vefalıydı size karşıda… –

Allaha karşı kimseyi tezkiye etmiyorum fakat ona karşı zannım budur. Peki ya siz?! Sizde vefa ve sadakatinizde samimi misiniz?Şeyhimiz Usame Bin Ladinin dediği gibi –Allah kendisini korusun ve kollasın-: “Zafer yakınlaşmışken ümmeti yüz üstü bırakmayın.Tüm ümmet emellerini size bağlıyor.Peki ya siz ne yapıyorsunuz?” Diğer bir mektubumda emirimiz Ebu Musab’ın ehil ve arkadaşlarına yöneltiyorum -Allah c.c şehadetini kabul etsin, rahmet etsin ve bağışlasın- Size ve ümmetine karşı iyiliksever, sadık, güçlü, emin olan evladınızın şehadetini tebrik ediyorum.O ki sizi ne vakit hatırlasa hep dua ederdi. Ve sizinle toplanıp muhabbet ve sohbet etmeye çok büyük bir özlem duyuyordu.Hatta bir gün istihare ve istişare ettikten sonra görüntülü bir kayıt çıkardığında bana şöyle demişti: “Şimdi erkek, hanım tüm kardeşlerim, ehlim beni iyi gördüklerine sevinecekler.” Bununla beraber Ürdün hükümetinin medyasında bazı aşiret fertlerinin kendisinden ve yaptıklarından beri oluşlarını izhar etmeleri sonucunda çok hüzünlendi!

Ancak oranın evlatları ve gençleri için dua eder ve tüm hayırları temenni ederdi.Ey aşiret gençleri ve evlatları! Aman ha aman dininize sımsıkı sarılın! Başınız sağ olsun… Allah ecir ve mükâfatınızı arttırsın! Zorluk ve yorgunluk olmayan cennette onunla mülaki olmak için dininiz uğruna sabırlı olun! Ve yine bir mektubuda geride kalıp sözünden dönerek Allah Rasulünün gerisinde kalmaya razı olanlara yöneltiyorum: Oturup duranlarla birlikte oturun kalın! Karınlarınızı da yemek içmekle doldurun, zira yarın o karınlarınız çamur ve toprakla dolacak! Bu alay ve şehitler kafilesi silsile halinde seyir edip gidiyor Misk rayihasıyla, kanın kızıllığıyla Rabbine doğru bedenlerinden ıtır ve hoş kokular yayılıyor sizin ölümünüz ise bir olayın seyri sonucu oluyor veya yumuşak, rahat döşeklerde sürüyor ardından bir devenin kaldıramayacağı pis koku takip ediyor Ey korkaklar! Vay halinize… (Rabbiniz sizi müjdeliyor)’u bırakıp, (Sizi sakındırıyor)’a döndünüz! Bunu da sapık âlimlerinizin sözlerine dayanarak mazeretler sundunuz. Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu taklidinizde mazur değilsiniz! Hayır, vallahi hoş görülmeyeceksiniz! Onları ancak dinin füru atında (ayrıntıda) taklit edebilirsiniz, fakat ana meselelerde ve din usulünde asla… Çakışan en belirgin ve herkes tarafından ittifak edilen husus “kâfirlerle dostluk”, bunun başlangıcını da en çok hükümet adamlarıyla amerika da görüyoruz… Zıt ve tezat addettikleri en son şey şuydu: “Allah’ın dinini terk, onu öğrenmekten de yüz çevirmek” İşte sizde ey avamlar tam bu tezat’ın içine düştünüz! Kendi içinizde mahfuz olan, elinizde bulunan Allah’ın kitabından ve sünnetinden yüz çevirdiniz… Rasulullah –sallallahu aleyhi vesellem– Deccal’in fitnesinden daha çok, sapık âlimlerin fitnesinden ve onların sözüne uymanızdan korkmuştu ki ahirette de hiçbir mazeretiniz olmayacak…

Diğer bir mektup da Rum köpeklerine ve kiralık eşeklerine;

Size şunu diyoruz kasap emirimiz ve Şeyhimizin katledilmesine sevinç ve mutluluğunuzu izhar etmeyin.Halkınızın önünde bunu yapmacıktan göstermeyin! Çünkü Allah’a yemin olsun ki biz onun ölümünün sizi çok kızdırdığını biliyoruz.Eğer onu takip etmede ve öldürmeden bir ay önceden yerinin bilindiği mevzusunda sadıksanız, sizin için onu esir olarak ele geçirmek daha büyük bir haz olacaktı.Ki buda sizin içine düştüğünüz bir yalandır! Ancak Onu sizin elinize esir düşürtmeyen Allah’a hamd olsun. Böylece Allah c.c onun ölümünü de hayatında olduğu gibi sizin için bir kızgınlık ve öfke kaynağı kıldı. Allah’a yemin olsun ki! Her an hiç ara vermeden dualarında şehadeti arzuluyordu. Hâlbuki bundan önce Rabbinden ömrünün uzayıp ümmetin nusret ve izzetini gözleriyle görmek isterdi! Lakin son zamanlarda şöyle derdi: “Nusret ve zafer geliyor bunda şüphe yok fakat şehadete özlem duyuyorum.” Allah’a yemin olsun ki sizlere hezel (alay) olmayan kesin bir söz söylüyorum: Zerkavi’nin şehid olmasına çok sevinmeyin, asıl büyük katliam geliyor. Sizi onunla müjdeliyorum ve bu katliamda sadece 100 kişiden biri kurtulabilecek. Eğer dilerseniz Allah Rasûlü’nün hadislerine dönüp bakın ve teemmül edin! Dilerseniz ibret alın, dilemezseniz bırakın!

Son olarak şunu diyorum: Mübarek olsun hocam, sevgilim, emirim ve de göz bebeğim… Mübarek olsun… Allah yolunda şehadeti ne kadar çok arzuluyor ve temenni ediyordun… Allah senin için kâfidir. Sen buna iki kez nail oldun: Biri Allah yolunda şehadet ile, diğeri yıkıntı altında kalarak!

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler,Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.” (Ali İmran 169)

Küresel Analiz

BU HABERLER DE VAR!

Hamza bin Ladin’den babası Usame bin Ladin’e mektup (arşivden)

1991 doğumlu Hamza bin Ladin; Usame bin Ladin’in 18 oğlundan bir tanesidir. Hamza bin Ladin 2008 …

Nereden çıktı bu cihad? – Sol sitesinin cihad tezlerine reddiye!

Rus emperyalizminin Türkiye maşası olmalarına rağmen her fırsatta İslami kesimi emperyalistlerin maşası olmakla itham eden …