Çarşamba, 22 Şubat 2017

IŞİD Afrika’da kaybediyor, El-Kaide ise güçleniyor (Çeviri – Analiz)

Cihad örgütlerini araştırma çalışmaları yapan, özellikle Afrika’daki sahadaki gelişmeler uzmanı olan Stig Jarle Hansen, IŞİD ve El Kaide’nin Afrika’daki hesaplaşması üzerine bir analiz yayınladı. Foreign Policy’de yayınlanan analizin çevirisini Küresel Analiz olarak sizlere sunuyoruz:

* * *

IŞİD’e bağlı gruplar 26 Ekim’de Kuzey Somali’de bulunan antik bir liman kenti olan Kandala’yı kontrol altına almayı başardılar. Bunu takip eden günlerde yayınladıkları propaganda videosunda ağır silahlı bir adam düzenli adımlarla şehrin içine doğru yürüyor ve grubun siyah sancağını şehrin uzun badanalı binasının üzerine çekiyordu.

Videoya yakından baktığımızda sürekli aynı savaşçılar yeniden ve yeniden kameranın önünden geçmekte. Bu grubun kendini olduğundan olduğundan daha büyük ve olduğundan daha hızlı kendini toparlayan bir yapı olarak gösterme niyeti taşıyan gayet şeffaf bir girişim. Beklenildiği gibi, grup sonrasında Kandala’yı terk etmek ve liderleri Abdulkadi Mumin’nin Şebab hareketini terk ettiği günden bu yana gizlendiği dağlık bölgelere çekilmek zorunda bırakıldı.

Bu Sahra altı ülkelerdeki IŞİD yapılanmalarının tümünün kısa bir hikayesidir. IŞİD bu ülkelerde bir dizi sembolik kazanımlar elde etmesine rağmen- Nijerya’da Boko Haram örgütünden alınan biat, Mali’de al Murabitun hareketine mensup bir kaç grubun sadakati, ve bir kaç Şebab hareketi çıkması grubun desteği- kıtada eski bir cihadi otorite olarak El Şebab hareketinin yerinden etme konusunda başarılı olamamıştır.

Bunun nedeni kısmen şudur ki IŞİD bölgedeki cihadi hareketi doğru bir şekilde değerlendirme konusunda başarılı olamamıştır. El Kaide’nin bölgedeki bağlarının gücü ve liderlerinin bölgedeki otoritesi hakkında doğru tahminler yapamamıştır. Bununla birlikte bölgede El Kaide kendi hakimiyet bölgelerine yapılan saldırılarla sert bir şekilde cevap vermesi ve IŞİD’in yeni oluşmakta olan kollarına az miktarlarda askeri destek sunması da bu başarısızlığın önemli nedenlerindendir.

El Kaide’nin Sahra altı bölgelerdeki ilerleyişi hem hızı hemde genişliği bakımından etkileyici idi. 11 Eylül saldırılarının arifesine kadar bölgede herhangi bir El Kaide varlığından söz etmek mümkün değildi- Örgütün 1998 yılında Kenya ve Tanzanya’da düzenlediği elçilik saldırılarında kullandığı bağlar kopmuş bir vaziyetteydi- ama 2014 yılında ki bu tarih IŞİD’in Afrika’da belirmeye başladığı yıllardır örgütün bölgede iki güçlü yapılanması ve kendi menhecine sahip diğer yapılanmalar ile de ciddi işbirlikleri bulunmaktaydı.

2014 yılında operasyonel gücünü Kuzey Afrika’nın ötesinde Sahel bölgesi içlerine kadar Uzatan İslami Magrib El Kaidesi (AQİM) ve bir çok Doğu Afrika ülkesinde faaliyet gösteren El Şebab Hareketi örgütün kıtadaki önemli kolu olarak gelişti. Ayrıca bölgede El Kaide’nin resmi olmayan bağlarıdan da bahsedilebilir. Mali’de cihadi faaliyetler yürütmekte olan Ensar el Din grubunun lideri Iyad el-Ghaly’nin AQİM liderleri ile ailevi bağları mevcuttur buna ek olarak Batı Afrika Vahdet ve Cihan Hareketi olan MUJWA -şuanki lideri eski bir El Kaide komutanı olan Muhtar Belmuhtar’dır- AQİM uzantıları ile birleşerek Al Murabitun hareketini oluşturmuştur. Dahası El Kaide sahada Sahel ve Doğu Afrika boyunca ciddi saldırılar düzenleyebilecek müttefiklere sahiptir.

IŞİD’in meteorik yükselişi El Kaide’nin Afrika’daki hakimiyeti üzerinde şüphelere neden olmuştu. IŞİD’in Irak ve Suriye sahasında El Kaide yapılanmalarının önüne geçmesi, onu Sahra altı ülkelerdeki El Kaide bağlarını kendine çekmek için bu yapılara elçilikler göndermeye itmişti. Bu çabalar grubun Levant (Şam) bölgesindeki ezici zaferleri ile oluşan ünü ve oldukça yaygınlaşmış olan El Kaide’den daha fazla sivil halkı düşündüğü kanısı ile desteklendi. Böylece örgüt Nijerya’da Boko Haram’ın ve Adnan Ebu Valid Sahrani tarafından yönetilen Al Murabitun hareketinden ayrılmış bir grubun desteğini almayı başarabildi.

IŞİD bundan sonra El Şebab Hareketine elçiler yollayarak onun El Kaide’ye olan biatını bozması ve kendisine biat etmesi için ikna çalışmalarına başladı. Örgüte elçiler yollandı ve bir dizi propaganda videoları yayınlandı. Ayrıca örgüt El Şebab hareketinin en önemli kılan savaşçı kaynaklarından olan Somali Diasporası’nı da hedef almaya başladı. Ekim 2015’te Mumin emrinde bulunan 150-200 arası savaşçı ile El Şebab Hareketinden ayrıldı. Bundan sonra Nisan ayında bir başka El Şebab üyesi grup Doğu Afrika Cephesi ile IŞİD’e biat ettiğini duyurdu.

Bunun karşısında El Şebab liderliği IŞİD’e karşı bir tavır takınma yolunu izledi, kendisinden ayrılan gruplara bir dizi saldırı düzenlerken IŞİD taraftarlarına karşı tutuklamalarda bulundu. Doğu Afrika Cephesi bu saldırılar karşısında ciddi kayıplar yaşarken Mumin ve ayrılıkçı grubu Galgala dağları ve yarı özerk Puntland bölgesine geri çekilmek zorunda bırakıldı.

Tüm bunların yanında IŞİD Batı Afrika’da da buna benzer gerilemeler yaşadı. Al Murabitun hareketi lideri Belmuhtar daha önce IŞİD’e biat etmiş olan Sahrani’nin grubunu yendikten sonra El Kaide’ye olan biatini yeniledi. Devamında IŞİD, Boko Haram’ın lideri olan Ebubekir Shekau ile bölgeye yeni vali atama girişiminden sonra Nijerya’da bölgesel hakimiyet savaşının içerisine girdi. IŞİD’in Ağustos ayında yayın organı el-Naba’da Boko Haram’ın kurucusunun oğlu olan Abu Musab Al Barnawi’yi örgütün yeni lideri olarak atadığını duyurunca Shekau buna itiraz etmişti ve böylece örgüt içi çatışmalar patlak vermişti. Shekau’nun IŞİD’e olan biatını bozması ile beraber örgüt Boko Haram’dan büyük bir grubu ve Afrika’nın en deneyimli liderlerinden olan Shekau’yu kaybetti.

Peki bölgede IŞİD’in yaşadığı hayal kırıklığı ne ile açıklanabilir? Belki IŞİD liderliğinin Afrika’da ki cihadi hareketlerin El Kaide ile olan tarihi bağları hafife almış olması bunu açıklayabilir. Şu çok açıktır ki IŞİD liderliği bölgedeki cihadi hareketlerin liderlerinin otonomi arzusunu hafife aldı. Ayrıca örgüt retorikte var olan çekiciliğini pratik olarak destekleme konusunda başarısız oldu. Örgüt Güney Somali’de Boko Haram’a yüksek kaliteli propaganda videoları çekmesi için destek ve savaşçılarına finansal yardım göndermesine rağmen Sahra altı bölgelerdeki destekçilerine herhangi bir silah veya tabur yardımı yaptığına dair kanıtlar çok az. Bunun sonucu olarak El Kaide’den ayrılıp IŞİD’e biat eden gruplar bölgelerinde El Kaide ile kendilerini bir savaş içerisinde bulurken, bu süreç içerisinde bir çoğu var olan güçlerini kaybetti.

IŞİD Afrika’da El Kaide ile cesurca bir rekabete tutuştu ve neredeyse bitti. En iyi olduğu Batı’da El Kaide bağlantılı grupları bölmeyi başarabildi lakin bölgesel anlaşmazlıklar ve grup içi çatışmaların sonucu olarak zayıf düştü. En kötü olduğu Doğu’da IŞİD sadece oldukça sınırlı bir şekilde bölgesel alt grupları sarsacak bir etki uyandırabildi. El Kaide Sahra altı ülkelerde IŞİD’de çok öncede vardı, görünen o ki IŞİD’den daha uzun bir süre bölgede var olacak.

Mütercim: Musab Demirci

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Sınırı geçerken soğuktan parmaklarını kaybettiler!

ABD’den sınır dışı edilme korkusuyla Kanada’ya gitmeye çalışan Ganalı iki göçmen dondurucu soğuk nedeniyle yolculuk …

ABD uçak gemisi Akdeniz’de

ABD’ye ait uçak gemisinin Akdeniz’den operasyonlara katılacağı açıklandı. IŞİD karşıtı operasyonlara katılacak ABD Merkez Kuvvetler …