Cumartesi, 29 Nisan 2017

Türkiye’nin El Bab Operasyonu ve Muhalefet hatası, ABD’nin sahadaki planı

Mehmet GAZİ’nin Suriye’deki son süreçte yaşanan gelişmeler hakkındaki analizini sizlere sunuyoruz:

* * *

Türkiye uzun zamandır vurguladığı Suriye’de güvenli bölge çalışmasına başladı. Sınır hattından DEAŞ’i temizledi ve şuan tüm güçler için kritik bir boğaz olan, El Bab operasyonunu yürütmektedir.

Hedef, hem DEAŞ hem de PYD’i Fırat’ın doğusuna atmak ve beklediği başarı ve ardından destek gelirse, DEAŞ ve PYD’yi Suriye’den silmektir.

Tabi ki DEAŞ ve PYD’yi Suriye’den silmek, şuan için büyük bir hayalden ibaret.

TSK, El Bab operasyonunda şuan en kritik süreci yürütmektedir. Önce El Bab muhasara edilecek, sonra ağır bombardıman ve şehir savaşı yapılacak.

Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. ABD, Rakka operasyonu için hazırlanmaktayken Rakka operasyonunu ertelediğini duyurdu. Madem operasyonu erteledi, neden ilan etti?

DEAŞ El Bab’a yoğunlaşacak ve TSK bir bataklığa çekilecek. Buraya kadar bildiklerimiz kamuoyunda yapılan analizler.

TSK’nın, El Bab ve Mumbiç planını biliyoruz. ABD’nin de TSK için hain planını biliyoruz.

Şimdi ne yapmalıdır, nasıl bir taktik izlenilmelidir. Tabi ki TSK bu operasyondan vazgeçmemeli, terörün ülkemize ihracının ana hatlarının kesilmesi için bu operasyonlar şart.

Ama ortada birde, ABD’nin de bir bataklık politikası var.

TSK’nın, ABD’nin bataklık politikasına düşmemesi için, El Bab şehrini tam anlamıyla muhasara ettikten ve Rakka ile bağını kopardıktan sonra El Bab şehrine kara harekatı yapmadan muhasarada tutması ve bununla birlikte aynı şeyi Mumbiç içinde yapması gerekir.

Bataklık için elbette set oluşturmalı, lakin şuan bataklığın içine girilmemelidir. Rusya bu konuda Türkiye’ye istediği desteği tam anlamıyla vermeyecektir, Rusya için öncelik o bölgeler değil, maalesef İdlip’tir. İdlip’te çetin bir savaş kapıdadır. Lazkiye ve İdlip Rusya’nın önceliğidir.

Hal böyleyken, Rusya Türkiye’ye istediği desteği tam anlamıyla vermeyecekken ve ABD tüm sinsi planlarını sahaya sürmüşken, TSK’nın El Bab ve Mumbiç’te şehir savaşı yapması ölümcül hataları peşinden getirebilir.

Türkiye sahada yerli piyadesi olarak, anlaşmaları kabul eden Suriyeli muhaliflere fazla güvenmektedir. Halbuki sahada olan ve yakın takip eden herkes bilir ki, altı yıldır nöbetler de, ve en ön hatlarda, ülkesini terk etmeden savaşan gruplar bellidir.

Bu gruplar Türkiye ile Fırat kalkanı operasyonu noktasında anlaşamamış olsalar bile, Türkiye Devleti’nin ülke bütünlüğüne, siyasi sürecine, halkına, refahına karışmayan ve zarar vermeyecek gruplardır. Bu muhalif grupların hedefleri, sadece kendi ülkeleri Suriye toprakları içinde olan bir faaliyettir. Türkiye Devleti’de bunu çok iyi bilmektedir.

Bunu bilmesine rağmen, şuan dönen masa siyasetinde maalesef muhalefetin ana unsurlarını bir çok ciddi grubu elinin tersiyle itmiştir.

ABD’nin eğit donat programını hatırlayın, nasılda çökmüştü. Şuan haberlerde, ciddi oturumlarda Rusya ve Türkiye’nin muhalefet adına anlaşmalar imzalaması kimseyi bu iş bitti diye düşündürmesin.

Anlaşmada terör örgütleri yok deniliyor, listeye baktığımızda bir çok grubun isminin olmadığını görüyoruz. Şunu unutmayın, Suriye halkı taşlarla, sopalarla bu direnişe başladı, bunun sonucunun nasıl biteceğine karar verecek olan da Suriye Halkı ve ötelenen Suriye muhalefetidir.

Haşdi Şabi gibi, Hizbullat gibi, Afgan – İran Şiileri gibi azılı radikal mezhepçi terör grupları varken, Türkiye’nin hem muhalefete sırtını dönmesi, hem de El Bab gibi ABD’nin tuzakladığı bataklığa doğru koşarak gitmesi akıl karı değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, laik demokrat bir yönetime sahip olsa da, Suriye de ki hiçbir muhalif grup, aşırıcı veya ılımlı olsun, hiçbir grup bu ateş çemberinde, Türkiye Devleti’nin zayıflamasını ve bataklığa girmesini istemez.

Şeriatçı da olsak, mücahitte olsak, demokrasi ve laikliği benimsemesek de, bazı doğruları analiz etmekten, dile getirmekten çekinmemeliyiz.

Evet, 15 Temmuz sonrası ABD ile göbek bağını kesmek isteyen Türkiye Devleti, şunu çok iyi biliyor. ABD gibi dostum olacağına, Rusya gibi düşmanım olsun!

Lakin coğrafya ateş çemberidir. Rus ve ABD blokunun gerginliği bir yandadır, DEAŞ ve PYD terör tehdidi bir yandadır, İran yayılmacılığı ile Şii terör çeteleri diğer yandadır. ABD ve Avrupa her gün yeni bir oyun ile ülkeyi param parça etmek için aralıksız planlar kurmaktadır.

Böyle gergin bir dönemde, TSK’nın Suriye’nin en kritik bölgesinde şehir harbine doğru ilerlemesi ve Sunni Muhalefete sırtını dönmesi hayati hatalardır.

Şunu unutmayın, El Bab alınsa bile El Bab operasyonu kolay bitmeyecek. Beyat eden muhalefetin dışında kalan çoğunluğa sırtını dönmek ve Türkiye’nin açıklamadığı ama hedeflediği Hatay’ın karşı tarafında oluşturmak istediği güvenli bölge planı da tutmayacaktır.

Sonuç olarak; Şii terör çetelerinin akımı ile İran hakimiyetine karşı ve PYD üzerinden ABD hakimiyetine karşı, Türkiye Devleti’nin anlaştığı, beyat eden muhalefet başarısız olacaktır. Dışlanan muhalefete ise ihtiyaç yarınlarda daha fazla olacaktır.

Umarız Türkiye tuzaklara düşmez ve muhalefete karşı yaptığı bu hatalardan bir an önce geri döner.

Yazan: Mehmet GAZİ

Küresel Analiz / Haber Merkezi

BU HABERLER DE VAR!

Servet mi lezzetli cihad mı? (1. ve 2. Bölüm)

Şam sahasından yazan Al-Kuvvah twitter hesabının “Servet mi lezzetli Cihad mı?” yazısının 1. ve 2. …

“Yahudi ve Hristiyanlar senden asla razı olmazlar!” – Muhammed Atta

İslamiyet’in yayılışı bazı bölgelerde tüccarların ve davetçilerin çabalarıyla olsa da, genel olarak fetihler yoluyla olmuştur. …