Cumartesi, 24 Haziran 2017

Kendini yenileyerek geliştiren hareket: Arap Yarımadası El Kaidesi

El Kaide’nin Arap Yarımadası kolu AQAP: öğreniyor, adapte oluyor ve gelişiyor

El kaide’nin Arap yarımadası kolu neredeyse iki yılı bulan Yemen iç savaşı sürecinde baskı ve finansal yaptırımlar altında olduğundan daha büyük ve daha önce hiç olmadığı kadar iyi silahlanmış bir örgüt olmaya doğru ilerliyor.

Yemen’de devam etmekte olan iç savaş  ülkenin kuzey batısında hakimiyet kurmuş Husiler ve destekçileri ile bir çok farklı ve ayrık grup tarafından desteklenen ülkenin uluslar arası arenada tanınmış hükümeti arasında cereyan ediyor. Dokuz ay boyunca devam eden acımasız savaş ülkenin tüm alt yapısını yıkıma uğratmış, zaten oldukça zayıf olan ekonomiyi daha da kötüleştirmiş ve Arap yarımadasının en fakir halkını daha da fakirleştirmiştir.

Savaş sırasında AQAP elinde bulundurduğu önemli topraklardan olan al Mukalla şehrini Suudi Arabistan destekli büyük bir operasyon sonucu kaybetmişti. Ancak bu önemli kayıp grubun kapasitesinde önemli düşüşlere neden olmadı. Aksine yüksek derecede adapte olabilme kabiliyeti gösteren ve oldukça derin pragmatist davranışsal özellikler gösteren El Kaide yapılanması azalmış olan hakimiyet bölgesinin avantajlarından faydalanmayı başarabildi. Mukalla’da ki stratejik geri çekilme ve Hadramevt’in bir parçasında yaşanan toprak kaybı ile örgüt yapılanmasını  ve taktiklerini değişen hakimiyet sahasından sağlayacağı maksimum avantajları göz önünde bulundurarak yeniden düzenledi.

Taktiksel geri çekilme

Mart 2015’te AQAP Yemen’in en büyük beşinci şehri olan Mukalla’yı kendi hakimiyet sahasına sokmayı başarabilmişti. El Kaide’nin bu bölgedeki hakimiyeti Suudi Arabistan ve onun destekçilerinin düzenlediği büyük operasyona kadar sürecekti. El Kaide şehri ele geçirir geçirmez kendini şehir içerisinde yardımsever bir güç olarak göstermişti. Bu yıl boyunca El kaidenin bölgedeki stratejisı bizzat Nasır al Wuhayşi tarafından belirlenmişti. Wuhayşi’nin yönetimsel yaklaşımı kademeli bir şekilde bölgedeki politik ve stratejik ortama adapte olmak şeklindeydi. Bu kademeli stratejiyi El Kaide 2011 yılında ki Abyan ve Şabwa bölgelerindeki hakimiyet deneyimlerinden öğrenmişti. Buralarda hızlı bir şekilde şerri yasaları uygulamış ve İslami anlayışı empoze etmişti lakin bu girişimlerden istenilen sonuçlar alınamamıştı. Böylece örgüt bölgesel desteğini kaybetmişti. Örgüt için kritik öneme sahip aşiret liderleri ile olan ilişkileri yıpranmış ve bu yıpranmanın bir sonucu olarak aşiretler örgütün aleyhine dönmüşler Yemen Ordusu’nun da desteği ile El Kaide’yi kendi kalesinden Abyan ve Şabwa’dan dışarı çıkmaya zorlamışlardı.

El Kaide’nin kademeli stratejisi Mukalla şehrinde bir yılı bulan hakimiyeti boyunca uygulandı. Hadrawmi’nin ileri gelen kişileri ile bu gün hala devam eden ilişkiler ve yerel halkın kısmi desteği sağlandı. Halkın desteğinin büyük bir bölümü örgütün “Selefi cihadi” menhecine olan ilgiden  değil bölgedeki güvenliği sağlama kapasitesi ve kamu servislerini yeniden inşa etme girişimleri nedeniyleydi.

2016 ocak ayı başlarında El Kaide kuvvet kaydırmaya başlamış ve Mukalla şehrinin dışını da kendi hakimiyet bölgesine katmak için harekete geçmişti. Bu kuvvetler El Kaide’nin önceki kalesi olan Abyan ve Şebwa’dan dağılmış ve yeniden konuşlandırılmıştı. Nisan ayında Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan destekli güçler Mukalla’ya girmiş ve 800 el Kaide mensubunu öldürdüklerini açıklamışlardı.

Tüm bu iddialara rağmen El Kaide taktiksel olarak geri çekildiğini açıklamış, bu çekilmeyi iyi koordine etmiş, aynı zamanda tam da istediği bir şekilde uygulamıştı. Geri çekilme sürecinde 10 dan daha az bir savaşçısının hayatını kaybettiğini ve çekilmenin sivilleri korumak için olduğunu belirtmişti. El Kaide önceki yıllarda sivil kayıpları çok umursamaz iken bugün bu iddiası görece doğrudur çünkü sivil halkta yaşanacak ciddi kayıplar geçtiğimiz ay El Kaide’nin bölgede kurduğu sağlam ilişkilerin zedelenmesi demekti. Buna ek olarak el Kaide’nin lider kadrosu Mukalla için Suudi Arabistan’a ve BAE’ye bağlı hava kuvvetlerine karşı girişilecek bir hakimiyet mücadelesini savunulabilir bulmamıştı.

 

AQAP lider kadrosunun zamanı var ve onlar bir kez daha yaptıkları hatalardan hızlı bir ders alma kabiliyetlerinin olduğunu ayrıca diğer silahlı yapılanmaların hatalarından da IŞİD gibi dersler çıkardıklarını kanıtlamış oldular. AQAP IŞİD’in artan gücünün ve genişleyen topraklarının onun üzerinde ki yükümlülüğü de arttırdığını görmüştü.

Şüphesiz AQAP Mukalla şehrini kaybetmekle ciddi bir ekonomik kaynak kaybı yaşasa da bu onun düşmanlarına karşı etkili saldırılar düzenleme kabiliyetini etkilemedi.

Hatların Belirsizleşmesi

El Kaidenin Mukalla kentinden kademeli olarak geri çekilmesi ona bölgedeki tüm silahları ve askeri varlığı ile şehrin dışına çıkma imkanı vermişti. Daha da önemlisi bu geri çekilme El Kaide’ye Hadrami ileri gelenleri ile var olan bağlarını koparma imkanı sağlamıştı.

Bir yılı bulan Mukalla hakimiyeti boyunca örgüt yönetim ve halk ile kaynaşma noktasında gösterdiği başarılardan dolayı üst düzey bir başarı elde etmişti. Yemen Merkez bankasında bulunan ve 100 milyon dolar olduğu tahmin edilen örgüt kaynaklarını kullanarak yeterince fakir olan haklı etkilemeyi başarmıştı. Paranın bir kısmı yardım kampanyaları, gıda dağıtımı ve AQAP için doğrudan ve dolaylı çalışan tüm adamların maaşları için kullanılmıştı. Şunu açıkça söyleyebiliriz ki örgüt Mukalla ve Hadramevt kontrolü süresince halk ile kaynaşma anlamında iyi planlanmış bir strateji izlemiştir.

AQAP lider kadroları 2011’den bu yana yerel halk ile iyi ilişkiler üretmenin önemini kavramış bulunmaktadır. Önceleri uyguladığı ağır taktiklerden dolayı genellikle bu ilişkileri geliştirme noktasında ciddi başarılar elde etmekten yoksundu. Gelinen noktada örgütün “sosyal yardım” ve entegre olma meselelerine odaklandığını görmek güç değil. Örgütün sosyal yardım politikası genellikle drone saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine nakit yardımı, su tesisatlarına ve alt yapıya yönelik çalışmalardan ve tıbbi nedenlerden dolayı seyahat etme ihtiyacı duyanlara yapılan yardımlardan oluşmakta. Tüm bu entegrasyon stratejileri ile beraber El Kaide’nin Arabistan Yarımadası kolu güney Yemen’de yerel halk ile kurduğu ilişkilerden yararlanarak ve örgütün artan yapısal verimliliği ile birlikte ülkede Husiler’e, eski başbakan Ali Abdullah Saleh’e ve Yemen ordusuna karşı yürütülen savaşta anahtar unsur olabilmeyi başardı.

AQAP’ın emri altındaki güçler ve yerli destekçileri ile beraber örgüt Yemen iç savaşının cephedeki önemli unsurlarından biri haline geldi. Özellikle yemenin iki stratejik şehri olan Taiz ve El Bayda’da yürütülen çatışmalarda örgüt kritik rolleri üstlenmektedir. Bu iki bölge uzun bir süredir gruplar nezdinde Kuzeybatı Yemen’e özellikle de başken Sanaa’ya giden yolun üzerinde duran kontrol noktaları konumundadır.

AQAP’ın Husiler ve Hükümetçiler ile kurduğu ilişkiler yeterinde karmaşık. Öncelikle Hükümet yanlısı grupların, AQAP’ın faaliyetlerinin bir kısmına göz yumduklarını iddia etmek çok zor değil. Grubun Husilere karşı savaştaki kabiliyetleri oldukça yüksek. Hükümet yanlısı grupların faaliyetlerini engelleyen en önemli faktörler de, bir  yolsuzluğun oldukça fazla olması ve bu grupların beklenen verimlilikten yoksun olmalarıdır. Destekçilerin bir çoğunun varlığı sahada hissedilmemektedir. Açıkça bu gruplar sahanın “nominal” unsurlarıdır. Dahası hükümet için savaşan adamların çoğu ailelerini doyurmak için silah kuşanıp yeteri kadar para kazandıktan sonra savaşı bırakma eğilimi içerisinde olan adamlardan oluşmaktadır. Ayrıca maaşlarda yaşanan kesintiler savaşçıların orduyu bırakmasına neden olmaktadır.

AQAP, Yemen Ordusu’nu bırakan bu adamların sahadaki önemli uğraklarından. Yemen ordusundan daha fazla ödeme yapmakta ve adamlarını iyi bir şekilde silahlandırıp karınlarını iyice doyuruyor. Bundan dolayıdır ki hükümet yanlısı güçler ve AQAP’ı oluşturan avam arasındaki eski keskin çizgiler bugün git gide belirsizleşmekte. Lakin bu şunu demek değildir ki hükümet yanlısı güçleri altında savaşan savaşçıların çoğu “selefi-cihadi” menheci benimsemekte.

Bu noktada biz şunu diyebiliriz, AQAP faydacı bir anlayışla ve hayatta kalma arsuzu taşıyarak hareket etmekte. AQAP liderliği, örgütü değişen şartlara, örgütün devamlılığı ve şartlara adapte olma kaygısı ile yönetmektedir.

Düşman bir IŞİD’ten müttefik bir IŞİD’e

16 ay önce IŞİD bölgede El Kaide için önemli bir tehditti. Suriye ve Irak’ta ki kazanımları ile beraber IŞİD Sina’da ve libya’da olduğu gibi Yemen’de de kendi unsurlarını oluşturmaya başladı. Bununla beraber el Kaide’ye mensup orta kademeli liderlerden bağzıları da IŞİD’e biat etti. Devamında Hadramevt ve Şebva yakınlarında iki örgüt arasında bir dizi çatışmalar yaşandı.

Bu noktada AQAP ta tıpkı IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yaşadığı toprak kayıplarına benzer kayıplar yaşamasına rağmen iki grup arasında geri çekilmenin yönetimi açısından ciddi farklar bulunmakta. Yukarda da belirttiğim gibi El Kaide’nin Mukalla’da yönettiği geri çekilme hamlesi stratejikti. Geri çekilme AQAP lider kadroları tarafından öngörülmüş ve örgütün var olan prestijini arttırmasına neden olmuştu. Bunun aksine IŞİD’in Yemen’de güttüğü şiddetli politikaları örgütün bölgedeki desteğinin büyük bir kısmını kaybetmesine neden olmuştu.

IŞİD’in bölgedeki varlığı her zaman sınırlıydı. Bundan dolayı örgüt küçük lakin ölümcül saldırılara odaklanmıştı. Örgüt büyük çoğunlukla Hükümet yetkililerini hedef almış, Husiler ve destekçileri ile savaşmış ve bunlardan daha az bir oranla aşiretleri ve hükümet destekçisi militanları hedef almıştır. IŞİD’in Suriye ve Irak’ta etkisinin azalması ile birlikte Yemen’de de etkisi azalmıştır. Lakin IŞİD hala bölgede küçük ama kritik saldırılar düzenlemeye devam etmektedir.

IŞİD’in bölgedeki zayıflığının El Kaide liderleri tarafından fark edilmemesi çok zordu. IŞİD’in aksine AQAP bölgede iyi silahlanmıştı ve maddi imkanları daha da güçlüydü. AQAP şu noktada bölgede olası bir birleşme-bunun ihitmali az- yada koordine operasyonlar düzenleme gibi olası hamleleri iki grubunda gündemine sokacak yetkinliğe sahip. Yemen tarihi bu gibi grupların birleşmeleri ile dolu ki El Kaide’nin bölgedeki varlığı da bu gibi grupların birleşmelerinin bir sonucu.

Lakin IŞİD’in acemilik standartları AQAP’tan daha düşük olmasına rağmen şüphesiz  IŞİD Yemen’de safları arasında bir çok yetenekli savaşçıyı barındırıyor. Bu adamlar grup içerisinde bir yuva bulabilmekteler. Bu gün tüm zayıflığına ve maddi sıkıntılarına rağmen örgütün AQAP ile birleşeceği varsayımlarını yapmak oldukça güç. Bununla beraber ortada hiç bir açık delilin olmamasına rağmen iki grubun birlikte operasyon düzenleyebilecekleri varsayımı oldukça makul. Şuan AQAP’ın IŞİD’i düşmandan ziyade bir müttefik olarak görmesi muhtemel. Kesin olan bir şey var ki AQAP bölgesel hakimiyet kurma, halkın kalbini ve aklını kazanmak için faydacı eğilimlerin yönettiği uzun süreli bir savaş stratejisi benimsiyor.

Sabır ve Zaman

Ben AQAP liderlerinin Tolstoy okuduğunu zannetmiyorum lakin, Tolstoy’un fikirlerini savaşa adapte etme konusunda oldukça başarılılar. Savaş ve Barış kitabında General Kutuzov’un Napoleon’un aşkın ordusu karşısında kendi askerlerine “onlar bizim saldırarak sadece kayıp elde edeceğimiz’i anlamak zorundalar, sabır ve zaman bizim savaşçılarımız, onlar bizim yoldaşlarımız” demişti. Bu el Kaide’nin bölgede yeni gelişen stratejisinin kalbinde yatan görüştür. Bu gün örgüt ABD’nin drone saldırılarında yaşadığı kaybı önleme noktasında oldukça başarılı ve on yıl sürecek bir savaşa odaklanmış durumda.

Geldiğimiz noktada toprak almak veya kaybetmek örgüt için çok fazla bir önem taşımıyor hatta olası toprak kayıpları örgüt için bir avantajı doğurabilir. Örgüt 2013’te Abyan’da kurduğu ilk emirliği savunmak için ciddi kayıplar vermişti. ABD’nin iyi planlanmış hava desteği altında düzenlenen yerel aktörlerin de etkili olduğu Yemen Ordusu’nun operasyonları El Kaide saflarını harap etmişti. AQAP geçmişinden ciddi dersler çıkardı bugün çöldeki kum gibi sürekli hareket ediyor lakin bununla beraber sayısı sürekli daha da artıyor.

İleriye bakmak

Yemen iç savaşı devam edecek gibi duruyor, en azından çatışmaların az bir şiddetle uzun yıllar devam edeceği olası. Bu AQAP için iyi bir haber. Savaş örgütün daha iyi gelişen ve başarılı bir yapıya dönüşmesine yardım ediyor. Ülkede artan yoksullaşma-ki şuan ülkenin %80’inin yardıma ihtiyacı olduğuna dair tahminler yapılıyor- örgütün saflarını doldurmasına yardım ediyor. Tüm bunların yanında bölgede oluşan silah trafiğinin bir sonucu olarak örgütün eline anti tank misilleri gibi ağır silahların geçmesi de muhtemel.

El Kaide bu gün yakındaki düşmana odaklanmış olmasına rağmen ileride ABD gibi uzak düşman’a ait hedeflere odaklanmayacağını varsaymak oldukça güç. AQAP uzak hedeflere odaklanmaya başladığı zaman bu gün olduğundan daha iyi donatılmış, iyi bir madddi desteğe sahip ve daha da dirençli bir şekilde olacak.

Yazan: Michael Horton

Tercüme: Musab Demirci

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Musul operasyonu “sözde” durduruldu: Sivil katliamın videosu (+18)

Irak ordusu son günlerde çok sayıda sivilin öldüğü Musul’da IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonu durdurma kararı …

Lübnanlı sunucudan Nasrallah’a dava

Lübnanlı program sunucusu “savaş suçu işlediği ve birçok Arap ülkesinde mezhepsel fitneye sebep” olduğu gerekçesiyle …