Cumartesi, 24 Haziran 2017

Dr. İyad Kuneybi – Allah’ın Peygamberleri Taviz Vermez – 2

iyad kuneybi

بسم الله الرحمن الرحيم

TAVİZ FIKHI

4. Vaaz 2. Bölüm

Allah’ın Peygamberleri Taviz Vermez

Rabbimiz subhanehu ve teala, Muhammed sav’e taviz vermeme konusundaki doğruluğunda ve tevekkülündeki samimiyette yeterlidir. Allah subhanehu ve teala rasulünün sebeplere sarılması dışında onu s.a.v beşerin hiç bir yardımı olmaksızın  bir merhaleden diğer merhaleye ulaştırmıştır. Rasulullah s.a.v’e yapılan her yardım Allah katından gelmektedir. Bedir günü, Beni Nadir günü, Ahzap günü, bu günlerde peygamber s.a.v yapılan yardımı Allah subhanehu ve Teala’ın kendi zatına isnat ettiğini görmektesiniz.

Ayeti kerimede Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

“Seni ve müminleri yardımı ile destekleyen O dur.”

“Atınca sen atmadın velakin Allah attı”

“Ehli kitaptan kafirleri yurtlarından çıkartan O’dur”

“Allah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar..”

Allah subhanehu ve Teala Muhammed aleyhisselamı ve davetini korumaya yönelik garanti vermiştir. Allah Teala’nın peygamberine olan desteğinin arkasında Rasulullah’ın Allah’a olan tevekkülünde samimi olması ve hakiki manada taviz vermemesi bulunmaktadır.

Muhammed s.a.v’in öğrencileri taviz vermeyen alimlerdir. Rasulullah s.a.v’in hakiki öğrencileri onun ashabıdır Allah hepsinden razı olsun. Ebu Bekir r.a zamanında çok büyük bir fitne meydana gelmiş ve arap yarım adasının çoğunluğu Rasulullah s.a.v’in vefatı ile birlikte irtidat etmiştir.

Rasulullah s.a.v vefatından hemen önce Usame’nin ordusunu çok uzaktaki harici bir düşman olan Rumlar için hazırlamıştı. Vefatından sonra Rasulullah s.a.vin ashabı toplandılar ve dediler ki: “ya Ebu Bekir Usame’nin ordusunu geri çağır. Medine’nin etrafındaki araplar irtidat etmişken orduyu uzaktaki bir düşmana göndermek olmaz.”

Tabiki kardeşler sahabe radıyallahu anhum taviz fakihlerinden değillerdir. Velakin çok büyük bir müsibet gelip çatmış Ebu Bekir’in r.a haricinde herkesi bunun korkusu sarmıştı.

Ebu Bekir r.a dedi ki: “Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin olsun ki eğer o köpekler Rasulullah s.a.v eşlerine kadar ulaşsalar- yani bırakın fitnenin Medine’nin etrafında olmasını Medine’nin içinde dahi olsa- ne Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yönlendirdiği bir orduyu geri çeviririm nede onun bağladığı bir bayrağı çözmeye yeltenirim.”

Bu duruşu görüyor musunuz? Ey taviz fakihleri bu duruşu işitiyor musunuz? O ne güzel bir tabi olmak! Zahirilikse o ne güzel bir zahirilik! Ebu Bekir’in zahiriliği ve bu konudaki tavrı nasların yanındaki duruşu ne kadar da güzeldir.

Ebu Bekir’in r.a iltizamı ve bu konuda taviz vermemesinin bereketi sebebiyle yola çıkan Usame’nin ordusu riddete niyetlenmiş hangi kavmin önünden geçerse geçsin onlar için caydırıcı olmuştur. Çünkü demişlerdir ki : “Eğer müslümanların yeterli kuvveti olmasaydı böyle bir orduyu hazırlayamazlardı.” Yani demişlerdir ki: “Eğer Ebu Bekir’in yanında Usame’yi gönderdikten sonra güç kalmasaydı Usame’nin ordusunu Rumlara göndermezdi, o halde eğer bizler islamdan çıkarsak hiç şüphe yok ki bizlere Usame’nin ordusundan daha büyük bir ordu gönderir.”işte bu Allah suhanehu ve Teala’nın vermiş olduğu bir berekettir. Bu eseri ibni Kesir el-Bidaye kitabında zikretmiştir.

Ebu Bekir es-Sıddık r.a zekat vermeyenlerle savaşacağı zaman bazı şeyler Ömer r.a için sorun olarak gözüküyordu. Varid olan bir eserde Ömer r.aanhu için cahiliyesinde cabbardı islamında ise korkaktı denilmektedir. Bu rivayet sahih değildir. Ömer r.anhu ne cahiliyesinde ne de İslam’ında asla korkak olmamıştır. Velakin Ömer meseleyi ilmi açıdan ele almıştır. Asla korkaklıktan ya da cesaret edemediğinden dolayı tereddüt etmemiştir. Ömer ra demiştir ki: “Ya Ebu Bekir Rasulullah s.a.v insanlarla la ilahe ilallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum her kim la ilahe illallah derse canlarını ve mallarını korumuşlardır gizlileri ise Allah’a kalmıştır demişken nasıl olurda biz bu insanlarla savaşırız.” Yani Ömer ibni Hattab o zekat vermeyen taifeyi Allah’tan başka ilah olmadığına şahitlik ettiklerinden dolayı müslüman olarak görüyordu. Ve müslümanlar ile savaşmakta caiz değildir. Yani meseleyi ilmi açıdan değerlendiriyordu. Ebu Bekir r.anhu Ömer ibni Hattab’tan daha alim ve fıkıhta daha derinleşmiştir ona dedi ki: Vallahi namaz ile zekatın arasını ayıranlar ile savaşacağım. Vallahi zekat, malın hakkıdır. Vallahi her kim Rasulullah s.a.v bir oğlak verdiği halde onu bana vermeyi engellerse bundan dolayı onlarla savaşacağım.” Bu sözlerden sonra Ömer r.a demiştir ki: “ Allah’ın bu konuda Ebu Bekir’in kalbine bir genişlik verdiğini anladım ve onun hak olduğunu gördüm.”

İşte bunlar Ebu Bekir’in radıyallahu anhu taviz vermeyişine dair bazı örneklerdi.

El-Faruk Ömer r.a ki o şeytanın kendisinden kaçtığı kişidir. Bedir gazvesinde Rasulullah s.a.v esirler hakkında ashabı ile istişare ederken Ömer r.a. taviz vermeyen Faruki uslubuyla dediki:  ya Rasulullah bizlere müsade ette onların boyunlarını vuralım. Esirlerin boyunlarını vuralım. Ali’ye müsade et kardeşi Akil’in boynunu vursun. Banada müsade et en yakın akrabamın boynunu vurayım. Çünkü onlar küfrün başı ve önderleridir. Bunun üzerine Ömer’i r.a destekleyen mahiyette vahiy nazil olmuştur.

El-Faruk Ömer o ki hiç bir maslahata binaen Allah’ın hükmünü uygulamaktan geri durmamıştır.

Buhari’nin rivayet ettiğine göre bir çoçuk kandırılarak öldürüldüğünde şöyle demiştir. “Eğer bu çocuğun ölüdürülmesine San’a daki herkes iştirak etmiş olsa dahi onların hepsini öldürürüm.”

Zahiren baktığınızda bir kişinin öldürülmesinde bir çok insan birleşmiş ise zahiren maslahat olarak vatanın bütünlüğünü koruma adına, islam devletini ve islamı kötü göstermeyip, insanları islamdan uzaklaştırmama adına onların hepsinin öldürülmemesi gerekir. Tabi Ömer r.a akıllarda yeni yeni beliren bu maslahatları ve hevaya bağlı olarak yapılan bu güzel görme olaylarını bilmez. Ömer ibmi Hattab’ın yanında şer’i deliller var ve yanlızca onlarla amel etmektedir.

Cebel ibni Eyhem Ömer ibni Hattab’a geldi. Cebel ibni Eyhem El-Gassani kendisi kavminin lideriydi. Kavmi içerisinde çok sevilen ve kendisine itaat edilen birisiydi. Kendisine tabi olanların sayısı son derece fazlaydı. Ömer ibni Hattab onun islamı ile çok sevinmişti. Cebel ibni Eyhem krallardan bir kraldı. Bir kere Mediyene’ye çok büyük bir konvoy eşliğinde geldi ve Medine’deki müslümanlar büyük bir sevinç ile onu karşıladı. Ona tabi olanların hepsi onunla birlikte islama girdi.

Hac mevsiminde bu şanlı kral Mekke’ye geldi  ve Kabe’yi tavaf ederken müslümanlardan miskin birisi tuttu da yanlışlık ile onun izarına bastı. İzarına basılmasıyla birlikte Cebel’in avret yerleri gözüktü. Sonra Cebel bu basit miskin Müslümana yumruk attı ve onun burnunu kırdı. Olayın akabine bu sıradan müslüman Cebel ’i Ömer’ e şikayet etti. Ömer Cebele dedi ki kardeşinin burnunu kırmaya sebep olan şeyde nedir? Cebel de dedi ki o benim izarıma bastı ve avret yerlerim gözüktü eğer Allah’ın evinin hürmeti olmasaydı onun gözüne vururdum. Yani kafasına vururdum. Bunun üzerine Ömer de ona dedi ki: “Şu an sen yaptığını ikrar ettin ya onun gönlünü alırsın seni affeder ya da onun hakkını senden ben alırım. Ya onu razı edersin ya da onun burnunu kırdığın gibi seninde burnun kırılır.” Cebel dedi ki o basit bir müslüman ve ben de bir melik olduğum halde mi  bunu yapacaksın? Ömer dedi ki: “ Ya Cebel şüphesizki onu ve seni bir araya getiren şey İslam’dır. Takva dışında kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.” Cebel dedi ki:  ben bundan önce Meliktim İslam’a da izzetime izzet katsın diye girdim. Şimdi ben kendisine tabi olunan aziz bir kralken islama girdim diye böylesine bir ihanetlemi karşılaşacağım? Ömer r.a ona dedi ki: “ benim söyleyeceğim budur.”  Cebel dedi ki:  “o zaman bende hristiyan olurum.”  Önceden de kendisi bu dine mensuptu. Ömer ra bütün açıklığı ile ona dedi ki: “ Eğer hıristiyan olursan senin boynunu vurmak zorunda kalırım. Bu islamda mürdetin cezasıdır.”

Ömer  ra. Cebel’e bunları söylerken hiç bir hesap gütmemiştir. Ömer ibni Hattab Cebel’e tabi olan binlerin hesabını ona tabi olan binlerce savaşçının hesabını yapmamıştır.  Aynı zamanda Ömer r.a Cebel irtidat ederse sonradan yayılacak olan olumsuz söylemlerin  ve münafıkların bunu istismar edeceklerinin hesabını yapmamıştır. Cebel irtitad edeceği zaman onunla birlikte iritdat edecek olan Cebel’in etki alanındaki milyonların hesabını yapmamıştır. Cebelle hareket eden bu milyonların sadece zekatı Medinedeki ve Arap Yarımadasında ki insanları doyurmaya yetmektedir.

Cebel dedi ki: “Ey müminlerin emiri bana yarına kadar mühlet ver.” Sonra gece olunca Cebel ve ashabı Medine’den kaçtılar ve Konstantiniyyeye sığındılar. Cebel ve ashabı hristiyan oldu Rum kralı onların şanını yüceltti İslam’ı terk ettiklerinden dolayı onlara mükafat olarak mal verdi arazi verdi.

Tabi kardeşler Ömer r.a yaptığı bu işten pişman olmadı. Cebel’e adam gönderip gel ya Cebel istediğini yapmakta özgürsün sadece bize malından biraz hisse ver bizde onu devletin iktisadının maslahatına kullanalım demedi. Bilakis Allah subhanehu ve tealanın alemlere ihtiyaçı yoktur.

İşte bunlar Muhammed aleyhisselamın geçmişte yaşayan talebelerinden bazı örneklerdir. İleride sahabeden daha aşşağı kalmayan ya da daha aşşağı velakin gösterilen azamet açısından aynı türden olan günümüzdeki Rasulullah sav. öğrencilerinden olan taviz vermeyen fakihlerin örneklerinden gelecektir.

Söylediklerim bunlardır. Kendim ve sizler için Allahtan bağışlanma diliyorum.

Hamdın hepsi tek olan Allaha aittir. Selatu selam ise kendisinden sonra nebi gelmeyecek olan Muhammed s.a.v’edir.

Değerli müslümanlar islami edebin güzelliklerinden birtaneside ibni Kayyımın telif ettiği mimiyetu ibni Kayyım olarakta bilinen kasidedir. Bu kaside içerisinde bir çok hayrı barındırmaktadır. İçerisinde hactan bahsedilmekte ve Allah subhanehu ve tealanın arafede vakfe yapanları bağışlaması konu edilmekte, dünyanın halinden ve hakikatinden, öleceği halde kendisi için hiç amel etmemiş olan aldanmış ve fitneye düşmüş olan kişilerin sıfatlarından, münafıklardan ve cennetin ve nimetlerinin vasfından bahsetmektedir. Gerçektende bu kaside beşerin yazabileceği en güzel kasidedir. Bu haftaki konuşmamızda bu değerli kasideyi okuyacağız. Size bu kasidede tesiri en çok olan bazı bölümler okumak istiyorum. Bu okuyacağım satırları herkes kendi nefsinde düşünmeli. İnsan kendisini çok amel eden ama en sonunda ateşin kendisi ile körüklendiği biri olarak görmeli.

O kişi ki Kendi nefsini yakmış sonra Allah onu baş üstü cehennem ateşine atmış. Çünkü o niyetini düzeltmemişti. Uhrevi ameller ile dünyayı istemişti. Allahtan af ve afiyet isteriz bu bir çok insanın içerisinde bulunduğu haldir. Herkes bu satırları dinlesin ve kendi nefsi ile karşılaştırsın. Ve desin ki acaba ben bu anlatılan gruptanmıyım yoksa değil miyim?

İbni Kayyım Rahimehullah dedi ki:

 

Ey kalbinin dizginlerine hevasının malik olduğu kişi bu gaflet ne zamana kadar

Örtü kalkınca uyanacaksın. Sakladığın işler o zaman sana gözükecek

Yaktığın ateş başkası için ışık olurken, sen o ateşte yanmaktasın

Dr. İyad Kuneybi’nin sözü: “ey dünya nimeti için dinlerini başkalarına tabi kılanlar ey başkalarının dünyası için kendi ahiretinde ve cennetinde eksiklik yapanlar”

Yaktığın ateş başkası için ışık olurken sen o ateşte yanmaktasın

Talep ettiğin ilimden beklediğin bu muydu ? bunun ile mi yedirilmek istiyordun

Razı olduğun hisse bu muydu ? iki dünya da nefsin için arzuladığın makam ve paramıydı

İşte bu senin kazancının karıdır. Hayatında asla kazanç ya da selamet yoktur.

Verdiğinde sana hiç zararı olmayacak şeyler için cimrilik ettin

Velakin kıymeti ölçülmeyecek dinini bir hiç uğruna verdin

Eğer anlarsan! sen kalıcı hayatı hiçe saydın ve Bu aşağılık dünya payı için cimrilik yaptın

Ne sonu ne de bir benzeri olmayan nimeti kıymeti olmayan ve bitecek olan için sattın

Mücadele ederek diktiğini elin ile yıktın

-Dr. İyad Kuneybi’nin sözü : Allah rızası için amel yapacaksın velakin sonradan ameline riya bulaştıracaksın. Yani bina ediyor ve akabine yaptığını yıkıyor.

Aslında sen hayatın boyunca hep bina yaptın ve peşine yaptığını yıktın

Allah’ın istediği  iş için tembellik yaptın.

-Dr. İyad Kuneybi’nin sözü : Sabah namazı geldiği zaman ölü gibi yatmaktasın. Çok acı veren bir durum. Ama insanların isteği oldumu çok çalışkan olmaktasın.

İnsanların istediği şeylerde ise gayretli davrandın

Şeriata muhalefet edince kaderden delil getirdin Rahmanın seni buna mecbur kıldığını iddia ettin

-Dr. İyad Kuneybi’nin sözü : Allah dileseydi bana hidayet ederdi sözü gibi

Kendi nefsini kötü fiilden münezzeh kıldın, ilahi kaderi kınayarak zülm ettin

Şeriatın kesin sonuca bağladığı konuları tartışmaya açtın ve şeriatın geniş bıraktığı konuları ise

kesinmiş gibi algıladın

Kalbin yabancı kaldığı için Rasulullah’ın s.a.v sözünün tersini anladın

Dalaletin davetine itaat ederek doğruluğa isyan ettin gün gelecek Rabbine dödürülecek ve bileceksin

Allah’ın emrini kaybederek nefsini aldattın ve ona ihanet ettin nasıl sevilecek ve ikram edileceksin

Buna rağmen kendini Arif sandın hiç şüphe yok ki zannediğin şey yakinen bir yalandır.

Eğer kulun kendi nefsine nasihatı bu ise ondan hidayet bekleyenin hali nicedir

Bu durumda olanlar için geçmiştekiler şöyle der ve bu konuşanların sözünün en güzelidir

Eğer bilmiyorsan bu bir musibettir. Eğer biliyorsan bu daha büyük bir musibettir.

 

Allahtan hem dünya da hem de ahirette af ve afiyet dileriz.

Allahım müslümanları islah eyle. Müslümanlardan dalalet içerisinde olanları dinine en güzel bir şekilde geri dönder. Allahım niyetlerimizi islah et. Allahım sözlerimizi ve fiillerimizi islah et ya rabbel alemin. Allahım münafıkların sancağını şanlandırma. Onları gayelerine erdirme ve onları peşlerinden gelenler için bir ibret ayet ve öğüt eyle. Allahım mücahitlerin her yerde yardımcısı ol. Allahım mücahitlerin her yerde yardımcısı ol. Allahım mücahitlerin her yerde yardımcısı ol.

Taviz Fıkhı 1. Bölüm

Taviz Fıkhı 2. Bölüm

Taviz Fıkhı 3. Bölüm

Taviz fıkhı: “Maslahat ve Mefsedet Kaidesi”

Taviz fıkhı: “Maslahat ve Mefsedet Kaidesi 2”

 Peygamberlerin Fiillerinden Delil Getirmeleri Birinci Bölüm

 Peygamberlerin Fiillerinden Delil Getirmeleri İkinci Bölüm

Dr. İyad Kuneybi – Allah’ın Peygamberleri Taviz Vermez

 Ensar Mescidi

Ümmet-i İslam

BU HABERLER DE VAR!

Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir

        ”Nefret Eden Kerih Görsede Tevhid Önce ve Daimidir” Bazı insanlar sürekli …

Dr.İyad Kunaybi – Çocuk Yetiştirmek

Küçük oğullarınız ve kızlarınız büyümeye başladıkça onlar üzerinde hâkimiyet kurmanız zorlaşır. Sonra da yeni evler …