Cumartesi, 29 Nisan 2017

Nusret Cephesi’nden Fethu’ş Şam Cephesi’ne: Beklenmedik bir kararın mükemmel zamanlaması

 

eeeNusra’nın Kaide’den ayrılacağı haberi birçok dost ve düşmanı ilgilendiriyor, herkes koltuklarında gergin bir şekilde Şeyh Muhammed Cevlani’nin vereceği haberi bekliyor. Bu aslında Nusret Cephesi’nin hem Suriye’de hem de Dünyanın diğer yerlerinde politik ve askeri açıdan ne derece güçlü olduğunu gösteriyor. Bu son derece beklenmedik bir haber, eğer cephe kaideyle bağlarını koparırsa Amerika’nın bu duruma karşılık bir B planı yok, bunu anladığımız nokta ise münafık sekülerlerin ve sinir bozucu papağanlarının uzun süredir, eğer Kaideden ayrılırsa Nusra’ya karşı atabilecekleri iftiralar için bir arayış içinde olmaları. Ben Nusra’nın ayrılacağını veya ayrılmayacağını söyleyebilecek biri değilim ama bir an için ayrılacaklarını varsayalım. Şu halde yapabileceğimiz kısa analizleri inceleyelim.

Suriyeli Müslümanlar ve gruplar, Nusra’dan Menhecini (metod) veya Akidesini (ideoloji) değiştirmesini istemediler, sadece bağlantılarını değiştirmelerini istediler. Eğer cephe isim ve biat olarak bir değişikliğe giderse, ancak strateji ve metod olarak el kaideyle aynı yolda kalırsa, bu Kaidenin Nusra için ilk planından başka bir şey değildir, Şeyh Zevahirinin Şam’da Kaide’ye dair herhangi bir varlık bulunmaması yönündeki emriyle de aynı doğrultudadır. Yani ismini değiştirerek, Nusra, Kaidenin Suriyedeki orijinal planına geri dönüyor. Biz mücahidlerin, kaide menhecinden farklı bir menhecdeyken kaide adını taşımasındansa, kaide menhecinde olmasını ancak adını taşımamasını tercih ederiz. Zamanında Bağdadi komutasındaki IŞİD’in kaideye biatlıyken kaideden farklı bir menhecde oluşuna şahit olmuş kişileriz. Dünyanın farklı yerlerindeki cephelerde -Mail, Tunus, Mısır vs- Kaide menhecinde olan hatta biatlı olan ancak bu biatı açık şekilde duyurmayan birçok mücahid grup vardır. Ahmed Şavki’nin bir sözünde şöyle bir hikmet geçer: En sağlam binalar, inşaat tamamen bitinceye kadar gizli kalanlardır.

Nusra’yı, biatlarını açıkladıkları için Batının Suriye’ye düşman olmasına neden olmasıyla suçlayanların bilmesi gereken ilk şey, Batı, Nusra’yı terör listesinde aldığında onlar henüz biatı açıklamamışlardı. Bilmeleri gereken ikinci şey ise, Suriye Devrimi için Batıdan daha büyük bir tehlike olan Hariciye fitnesidir. Eğer cephe, Kaideye biatını açıklamadan IŞİD’in meşru görünen sapkınlığına karşı çıksa, Suriye’deki mücahidlerin çoğunluğu IŞİD’e katılırdı. Hasar, ÖSO’dan bazı grupların IŞİD’e katılması ile nispeten azdı ancak Nusra onların sapkınlığına karşı en başından karşı çıktı. Bu sorun şu halde kontrol altına alınmıştır, modern haricilerin sapkınlıklarının ve Nusra’nın tertemiz akidesinin ortaya çıkmasıyla. Yani şu anda Nusra’nın Kaide’den ayrılmasından dolayı birilerinin IŞİD’e katılması olasılığı oldukça düşüktür. Şimdi durum değişmiştir, batılılar, Suriye Devrimi için haricilerden daha büyük bir sorun haline gelmiştir. Haricileri ve sapkınlıklarını açık ettikten ve onların önemli bir sorun olmadığına emin olduktan sonra sıra şimdi diğer büyüyen sorunlara gelmiştir. Amerika’yla Rusya arasındaki yeni hain anlaşma bu tehlikenin göstergesidir.

Peygamber efendimiz (sav) buyuruyor: “Müminin ferasetinden korkun, çünkü O Allah’ın nuruyla bakar.” Şeyh Ebu Muhammed Cevlani, bu biatı o zamanın gerekliliklerinden dolayı açıkladı, şimdi ise bu anın gerekliliğinden dolayı Kaideden ayrılıyor. Nusra ve Kaide arasındaki bu ayrılık birçok hakikati gözler önüne serecektir. Bu kararın zamanlaması tesadüfi değildir, Amerika ile Rusya arasında, Nusra’ya yönelik yapılan hava saldırılarının ortaklaşa yapılması anlaşmasından sonra alınmıştır. Nusra, düşmanları kendisine karşı böyle birlikler kurulmasını elbette tribünden seyretmeyecektir. Bu şer ittifakına karşı alınan önlem ve Suriye’deki safların yeninden düzenlenmesi seçimle alakalı bir durum değil askeri bir gerekliliktir.

Kaideden ayrılmak durumu Amerika açısından bir muammaya çevirecektir. Eğer Amerika Nusra’yı rusya ile beraber bombalamakta ısrar ederse, amaçlarının terörle değil Müslümanlarla savaşmak ve Esed’e yardım etmek olduğuna dair şüphe kalmayacaktır. Ayrıca Nusra’yla birleşmeyi reddeden gruplar, bu tutumlarını ayrılıktan sonra da sürdürürlerse, kaideye olan biatı bir bahane olarak kullandıkları da ortaya çıkacaktır. Bu ayrıca Nusra’nın menhecini doğru bulan, sadece biatına karşı çıkan dürüst gruplarla, gizliden gizliye bu biat üzerinden şeriata saldıran gruplar arasındaki farkı da ortaya çıkaracaktır.

Bu ayrılığı isteyen gruplar ikiye ayrılıyor: Birincisi bunu Suriye Devrimi ve Müslümanlara faydalı gördüğü için isteyenler. İkincisi ise Nusra’nın gücünün bu biattan kaynaklandığını ve bu biatı bozdurarak onlara güç kaybettirebileceklerini sananlar. Kaide’nin bu gruplardan herhangi birini memnun etmek gibi bir amacı yoktur, ancak şu durum onların birbirinden çok farklı olan niyetlerini yeterince belli edecektir.

Muhammed İbni Kasım’ın şu sözü durumumuzu özetlemiştir: Eğer kavmimin sadece asillerini memnun etmeye çalışırsam, avam her seferinde benden nefret edecektir. Kimdir o kişi ki herkesi memnun edebilsin, kalblerin arzuladıkları bu kadar farklıyken? Allah kitabında “Onların dinine girmedikçe Hristiyanlar da Yahudiler de senden razı olmazlar” buyuruyor. Herkesi memnun etmek imkânsızdır. Yahudi ve Hristiyanlardan herhangi birinin dinine girsen bile diğeri senden memnun olmayacaktır. Bu yüzden bütün insanları memnun etmek yerine, bir karar alırken bu kararın genel manada getireceği hayır ve şer göz önüne alınmalıdır.

Şüphesiz ki Şam ulemasının son yaptığı toplantı da Nusra’nın bu son kararında etki sahibidir. Afganistan’da mücahidlerin Taliban adı altında toplanması âlimlerin ve ilim talebelerinin toplantıları ile elde edilmiştir. Zamanında Sovyetlere karşı hep birlikte savaşmış olsalar da, aralarındaki şeriat düşmanı münafıkların ortaya çıkması bu toplantılarla elde edilen birlik sayesinde olmuştur. Benzer senaryo Suriye için de gerçekleşebilir, gruplar arası birliğin emareleri şimdiden görülmeye başlanmıştır ve gerçek birlik ilmin yol göstericiliği olmadan elde edilemez.

Kaide’den ayrılmak, gruplar arası birliği istemeyen gruplara ve ümmeti kandırmaya devam etmek isteyen Batıya güzel bir ders olacaktır. Genel mesaj, Amerikanın kaideye veya şu bu cemaate değil, bütün ümmete özellikle de İslam idaresi kurmak isteyen Müslümanların tümüne karşı düşman olduğudur. Birçok Müslüman halihazırda bunun farkındadır ancak bu olaydan sonra Müslümanlarn neredeyse tamamına ulaşacaktır. Eğer nusra kaideden ayrıldığı halde Amerika onları bombalamaya devam ederse nusranın halk nezdinde kazandığı destek müthiş bir hızda artacaktır. Bunu Nusra’dan isteyen Şam halkıydı, Nusra da ümmete sadakatini gösterdi, bunu şimdi ümmetin çıkarını kendi cemaatinin çıkarından üstün tutarak ayrıca kanıtlayacaktır.

Bunlar gizli saklı şeyler değildir, bu zekice fikrin işe yarayacağına dair şüphe de yoktur. Bir istihbarat sitesinde şöyle bir metin yer alıyor: “Kaideden üsulunce gerçekleştirilen bir ayrılık ve ardından onların rızasıyla gerçekleştirilecek yeni bir koalisyon, Amerika açısından olabileceklerin en kötüsüdür, çünkü terörist kimseler daha geniş bir silahlı grup içinde yer aldığında onlara karşı savaşmak zorlaşacaktır. Bunun devamında, eğer teklif edilmiş olan Amerika-Rusya ittifakı devam ederse, Nusra ve diğer grupların oluşturacağı büyük bir grup, Amerika destekli grupları rahatlıkla tasfiye edecek ve ileride Suriye’nin bölünmesiyle elde etmek isteyecekleri Amerikan yanlısı bir devlet planını suya düşürecektir. Ya da Amerika destekli gruplar da bu büyük koalisyona katılır… Nusra “Düşmanlığın bitirilmesi” politikasının açıklarını ustaca manipüle etmiştir, tahmin edilen ayrılık Amerika’ya karşı gayet zekice bir şekilde başarılı olabilir, bu kaide hedeflerinden bir sapıştan çok, Kaide ideolojisinin halk nezdinde daha çok karşılık bulmasını sağlayacak bir adım olabilir. (Kaynak: ‘Jabhat al-Nusra: Breaking ties with al-Qaeda?’ – jihadintel.meforum.org)

İkiyüzlü sekülerler ve satılık kalemleri, Nusra’nın Suriye Devrimini suistimal ettiğini söyleyip duruyorlar. Ama göreceğiz, Mısır ve Libya’daki devrimleri suistimal edenler kimdir ve ayrıca Türkiye’deki politik kalkışmayı? (Darbeyi mi kastediyor geziyi mi emin değilim – Ahmed İhsan) Bunlar daha önce bildiğimiz kuzu kılığındaki kurtlardır, Suriye’de devrimi kendi çıkarlarına alet etmek için de fırsat kolluyorlar. Bu zehirli otların ayıklanması gerekiyor ve Nusra bu hastalığın en iyi ilacının kendisi olduğunu daha önce bizlere kanıtladı. Nusra bu tehlikenin farkındadır, Kaide’den ayrılmak bu farkındalığı ortadan kaldırmayacak, bütün grup tarafından bilinmesini sağlayacaktır.

Ebu Müslim Horasani şöyle diyor: “Aslanların ülkesinde çobanlık yaparken uyuyakalırsanız, çobanlığı aslanlar devralacaktır”

Birçok insan bu stratejik karar karşısında şaşırmış görünüyor, ancak Kaidenin geçmişine bakarsak bu yeni bir şey değildir. Bu tarz bir karar ilk defa alınmıyor. Şeyh Ebu Musab Zerkavi (tqb) ve Şeyh Ebu Hamza el-Muhacir (tqb) Irak Kaidesinin liderleriydi. Sonra Irak Kaidesi Mücahidler Şura Konseyinin bir parçası oldu ve ardından Irak İslam Devleti adı altında diğer mücahid gruplarla da birleşti, Baasçı subaylar tarafından ele geçirilip şimdiki sapkın haline getirilmeden önce. Irak kaidesi Mücahidler Şura konseyine katıldığında Kaide ismi Irakta duyulmamaya başlandı ve Kaideye olan biat gizli bir hakikata dönüştü, menhec ve akide ise olduğu gibi kaldı, IŞİD yoldan sapana kadar. Bu karar Iraktaki grupların birleşebilmesi için alındı. Bu yüzden yakında Suriye’deki grupların benzer bir vahdeti Şam’ın Fethi (Fethu’ş Şam) Cephesi adı altında elde edebileceğini düşünüyoruz.

Suriye Kaidesi’nin ilk hedefi zalim yönetimi devirmektir, yani diğer gruplarla hedefleri ve düşmanları aynı ancak bunu elde edebilmek için Kaide ve diğer mücahidler bütün çabalarını organize bir şekilde ortaya koymak zorundalar. Şeyh Ebu Muhammed Culani’nin şu anki hedefi Dımeşk’tir, ancak burayı mücahidler arasında tam bir koordinasyon ve işbirliği olmadan elbette fethedemez. Kaide şimdiye kadar verdiği sözlere ne derece sadık olduğunu gösterdi, artık samimiyetini gösterme sırası diğer mücahidlerde. Birliğin önündeki bütün engelleri kaldırmak için ne derece istekli olduklarını göstermek zorundalar.

Önce dediğimi şimdi de diyorum: Nusra’nın Kaide’den ayrılması karşılığında, eğer İslam şeriatı bütün gruplar tarafından adaletle uygulanırsa, eğer Türkiye ve Ürdün’ün istihbarat servisleriyle bağlantıları olan gruplar bu bağları tamamen koparır ve bağımsız olurlarsa, eğer rejimle politik anlaşma veya ateşkese yönelik yapılan anlaşmalar yırtılıp atılırsa, eğer bütün gruplar tek çatı altında birleşirse, eğer gruplar dış güçlerin isteklerine uymayı bırakırlarsa, eğer muhacirlerin kalmasına ve yenilerin gelmesine izin verilirse, eğer Şam’ın satılmışlarıyla mücadele edilir ve bunlar sökülüp atılırsa, eğer rejime karşı durağan olan cepheler aktifleştirilirse, bu değil İslam tarihi İnsanlık tarihindeki en karlı anlaşma olacaktır. Kaide bir cemaatten daha çok bir derstir, sözü geçen hedefler ve istekler de onun dava edindikleridir. Bu hedefler biatlardan ve cemaatlerin kendilerinden daha önemlidir.

Peygamber aleyhisselam, Hudeybiye anlaşması metninden “Allah’ın Rasulü” kelimesini silmiştir, çünkü mesele sıfatlar, makamlar ve kelimeler değil, hedefler ve hakikatlerdir. Bu kelimeleri silmek onun Allah’ın Resulü olduğu hakikatini değiştirmedi, Mekke’nin putperest Arapları bu gerçeği kabul etsin veya etmesin.

Bir Kaide mücahidi kendi cemaati için değil, bütün ümmet için cihad eder. Cihad cemaati sahadaki mücahidlerin birliği için kullanılan bir araçtır sadece. Eğer Kaidenin içindeyken daha organize ve daha faydalı olacaksa elbette bu cemaat içinde kalacaktır. Eğer başka bir yapının içindeyken daha faydalı olacaksa o halde o yapının içinde olması daha uygun olur. Bir mücahid kendini, taassup nedeniyle hakikatleri görmezden gelen biri olmaktan korumalıdır, bilmelidir ki cemaatler ümmetin faydası için birer sıçrama tahtasından başka bir şey değildir. Mücahid, en uygun, etkili ve faydalı yapının içinde bulunmaya gayret etmelidir. Kaide mücahidleri taassup sahibi kimseler değillerdir, cemaate olan sevgilerini asla ümmetin çıkarlarından sütün tutmazlar. Kaide mücahidleri cemaatlerinin ismi için değil, Müslümanlar üzerindeki baskıyı kaldırıp hafifletmek ve Allah’ın ismini yaymak için savaşırlar.

Kaide bir okuldur ve Şam’ın aziz mücahidlerinin birçoğu onun mezunlarıdır. Kaide genel merkezi ümmete farkındalık yaymak, Kaidenin genel strateji ve mesajı doğrultusunda ümmeti cihada teşvik etmek gayretinde olan bir kurumdur, bu cihadı ister kaide bünyesinde yapsınlar, isterlerse bağımsız kalsınlar. Ancak genel merkez, herhangi bir alanı veya nüfusu kontrol eden bir güç değildir, yerli bir düşmana karşı savunma – gerilla savaşı yürütmektedir. Nusra ise Suriye’de geniş alanlar kontrol eden ve buraların halkına karşı büyük sorumlulukları olan bir gruptur. Nusra, eninde sonunda birlik kurmak zorunda kalacağı diğer gruplarla birlikte cihad etmeli ve fetholunan yerleri birlikte yönetmeli, bu sırada da Batılı güçler gibi daha fazla düşmanlar edinmekten kaçınmaları gerekir.

Kaide batıya karşı açık bir savaş ilanında bulundu ve bu güçlere karşı yapılacak saldırılar için çağrılarda bulunmaya devam ediyor ancak Nusra’ya verilen emir Suriye rejimine odaklanması ve batıya karşı herhangi bir saldırıda bulunmaktan kaçınması yönündeydi. Ancak Batı kasıtlı bir şekilde bu yapıyı görmezden gelmeyi tercih etti ve ileride Suriye’de kurulabilecek bir İslam Devletini engellemek amacıyla Nusra’ya karşı koalisyon saldırıları yapabilmek için Nusra’nın batıda eylemler planlandığını iddia ediyor. Nusra Kaideden ayrıldığında Batının herhangi bir bahanesi kalmayacaktır. Nusra’ya karşı yaptıkları ihlaller herkesin görebileceği kadar açık bir hale gelecektir. Bu Müslüman halkları, Batının asıl düşmanları olduğu yönünde uyandırıp harekete geçirebilir ki bu Kaidenin en baştan beri asıl hedefiydi.

Münafıklar ve ümmetin diğer düşmanları, propagandalarını Nusranın Kaideye biatına yoğunlaştırmışlardı, sürekli buraya saldırıyorlar ve bu sayede Nusra saflarında ikilik çıkarmaya çalışıyorlardı. Kendilerine karşı olan düşmanlığın daha fazla yayılması, saflar arası çözülmelerin engellenmesi için Kaideden ayrılışın zamanı çok dikkatli bir şekilde nokta atışı seçilmiştir, bu olay bütün dengeleri değiştirecektir. Eğer Nusra bunu birkaç yıl önce yapsa saflarda çözülmeye sebep olabilirdi. Ancak şu an Nusra mücahidleri liderlerine yeterince güveniyorlar ve ümmetin çoğunluğu bu kararın faydalarının farkında, hatta birçok grup bir süredir bu kararın alınmasını talep etmekteydiler. Yani Nusra açısından dezavantaj gibi görünen bu durum artık onlar için bir avantaja dönüştü, bu karar ümmetin faydasına olması için doğru ana kadar saklanan bir jokerdir.

Elbette ümmetin düşmanları da bunu kendi amaçlar doğrultusunda manipüle etmek isteyeceklerdir: Euslar, Rafıziler, Nusayriler, Batılı güçler, münafıklar ve hariciler. Belki bazı ufak faydalar elde edebilir ancak Allah’ın izniyle asıl kazanç Mücahidlerin olacaktır. Özellikle hariciler önceden de kullandıkları saptırma metodlarıyla bu kararı suistimal etmeye çalışacaklardır. Mücahid liderler ve âlimler onları bu umarsız ve kendi kendilerine zarar veren tavırları nedeniyle daha önce de uyardılar, ancak birçok genç, başlarındaki liderlerin politik dini ve stratejik konulardaki rezaletleri nedeniyle yanıldılar ve gençliklerini yele savurdular, Müslümanların sırtından Irak ve Suriye’de kısa sürede elde ettiklerini daha kısa sürede kaybettiler. Sağduyulu insanlar ve tarihten ders alanlar, kısa süreli taktik zaferlerden dolayı körleşmezler.

Metnin aslı: https://justpaste.it/perfect_timing

Tercüman: Ahmed İhsan

Küresel Analiz / Özel Haber

BU HABERLER DE VAR!

Hama’da Esed askerlerinin toplanma alanının TOW ile vurulma anı (Video)

Esed rejiminin Hama’da kayıpları devam ediyor. Muhalif grupların 3 farklı operasyon odası kurarak saldırdıkları Esed …

Ey Şam halkı, savaşınız ya ölüm ya da zillet! – Dr. Abdullah Muhaysini

Suud asıllı olup Suriye’de zalim Esed rejimine karşı Müslümanların yanına hicret eden Dr. Abdullah Muhaysini, …