Çarşamba, 29 Mart 2017

Kayseri’deki Uygur Türklerine Çin Zulmü

Kayserideki Uygur Türklerine Çin Zulmü

Çin zulmünden kaçmak için onlarca ülke, binlerce kilometre yol giden ve Türkiye’ye ulaşan Doğu Türkistanlıların çektiği çileler bitmiyor. Bu Uygur Türklerinden bir kısmı Kayseri’de ikamet ettiriliyor. İstanbul’dan gönderdiğimiz Küresel Analiz medya çalışanı kardeşimiz mağdur Uygur Türkleri ile zor da olsa irtibat kurmayı başardı.

Kayseri’de Polis Lojmanlarında ve Okul Yurdunda yaşayan Uygur Türklerine Çin zulmünü aratmayan uygulamalar yapıldığı ortaya çıktı. Uygur Türkleri Kayseri Polis Lojmanlarına evlerin sayısının yeterli olmaması sebebiyle her bir evde üç aile kalmak zorunda kalıyor. Uygurlu Türkler bu durumdan hayli rahatsızlar çünkü İslami bir hayat yaşamak için Çin’den kaçıp sığındıkları Türkiye’de kendilerine namahrem olan kişilerle aynı evi paylaşmak zorunda kalıyorlar.

Uygurlu Türklerin Kayseri’deki çilesi bununla bitmiyor. Polis lojmanlarında haftada üç gün zorunlu imza atmak zorundalar! Oysaki bu muamele, Türkiye’ye göç etmiş hiçbir Suriyeli Arap veya Kobaneli Kürt için yapılmıyor. Kayseri’deki Uygur Türklerine İstanbul ve diğer şehirlerdeki akrabalarını ziyaret etmeleri de yasak. Hatta ziyaretçi olarak gitmek de yasak. Bu girişimler bazen polis gözaltısı ve polis nezareti ile son bulabiliyor. Yardım etmek için geldiğini söyleyen kardeşlerimiz “Yardıma ihtiyaçları yok” denilerek geri gönderiliyor

Kayseri’de okul yurduna yerleştirilen Uygurlar’ı daha zor günler bekliyor. Okulların açılması ile bu lojmanların bir kısmı dolacak. Bu nedenle ve bir evde çocukları ile beraber kalan aile sayısı iki ya da üç iken, bu sayı en azından 4-5 aileye çıkacak! Yani bir odada iki aile kalmak zorundalar.

Vatanları Doğu Türkistan’ı işgal eden Komünist Çin zulmünden, resmi yollarla pasaport alarak hicret edemeyen Uygur Türkleri, her türlü tehlikeyi göze alarak ve tüm mal varlığını satarak kaçak yollarla ve sahte pasaportlarla hicret ediyorlar. Türkiye’ye aylarca süren yolculuk sonrası ulaşabilen bu Müslüman kardeşlerimizin çilesi bitmek bilmiyor.

2015 yılının başında Kayseri’deki eski polis lojmanlarına yerleştirilen, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerine, Çin zulmünü arattırmayacak akıl almaz uygulamalarla, yarı açık cezaevine dönüştürülen bu lojmanlarda, 3 günde bir imza atma uygulaması yapılıyor… Yarı açık cezaevinden tek farkı, “cezası kesinleşmemiş” bu sığınmacı Uygur Türklerinin ne zaman normal bir hayata geçeceğinin belli olmamasıdır.

Kayseri’deki bu zulmün arkasında ise bilinen bir isim olan Seyit Tümtürk bulunuyor. Binbir ayak oyunları ile, Seyit Tümtürk başkanlığındaki Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği’nin yarı açık cezaevi haline dönüştürülen bu toplama kampında, Cezaevi müdürlüğüne soyunan Seyit Tümtürk’ün, Dünya Uygur Kurultayı ve derneğinin reklamını yapabilmesi ve yardım toplayabilmesi için Doğu Türkistanlı Mahkum Uygur Türklerine ihtiyacı var!

Türkiye Cumhuriyeti devletinin mültecilere yapmış olduğu uygulamalar, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinde farklılık gösteriyor.

Sığınmacılar hiçbir derneğin veya vakfın esiri değildir. Uygur Türkleri’nin yerleştirildiği Polis Lojmanlarından devlet sorumlu olması gerekirken, “Cezaevi Müdürlüğü”ne Seyit Tümtürk niçin getirilmiştir? Kim Getirmiştir?

Türkiye’de onlarca Doğu Türkistan Vakfı ve dernekleri varken, niçin bu Uygur Türkleri Seyit Tümtürk’ün tek eline bırakılıyor? Bu uygulama kimin elinden çıkmıştır?

Valilikle irtibatlı olan Seyit Tümtürk’ün bu derneği, başka hiçbir dernek, kurum ve kuruluşun Doğu Türkistanlılarla ilgilenmesini istememektedir ve gerek polis gerekse de resmi makamlar aracılığı ile bunun önünü kesmektedir. Zaten eleştirimizin ana sebebi de budur. Seyit Tümtürk’ün Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği kendisi dışında hiçbir derneğin veya şahsın Uygurlara yardım yapmasına izin vermiyor. Yardım yapmak için gelen dernekler maddi yardımı direk Seyit Tümtürk’e yapmak zorunda bırakılıyor.

Küresel Analiz meyda çalışanımızın  iletişime geçtiği ,  Kayseri’de ikame etmek olan bir Uygur kardeşimiz  ” Polis lojmanlarında  tutulan Uygurlar’a gelen yardımların dağıtımında adaletsizliğin olduğunu ve Seyit Tümtürk’ün tekelinde bulunan bu yardımların  ancak Seyit Tümtürk ile iyi ilişkiler içinde olan Uygurlara dağıtıldığını ve bir çok Uygur  dul kadın ve çocuğun bu yardımlardan hakkı olanı alamadığını ” belirtmekte .

Devletin kurumunu nasıl oluyor da sıradan bir sivil toplum kuruluşu olan bir dernek yönetebiliyor? Yardımları nasıl oluyor da kendi tekelinde toplayabiliyor. Biz bunları onlarca kez medyada gördük, STK’ların topladığı yardımlar yine başka bir STK olan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği’ne Kampın ortasında teslim ediliyor!

Sivil Toplum kuruluşları arasında yapılan bir yardımlaşma örneği niçin kampın ortasında sanki Uygurlara yapılıyormuş gibi gösteriliyor? Bu yardım Seyit Tümtürk’ün şahsına yapılıyorsa niçin derneklerinin genel merkezinde yapılmıyor?

Suriye, Afgan, Özbek ve Çeçenler gibi birçok sığınmacı milletler var Türkiye’de, köyleri, çadır kentleri, kampları var ve hepsinde tek sorumlu Türkiye Cumhuriyeti devleti iken, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinde devlet niçin geri planda? Kampı kim ve neden Amerika’nın güdümündeki Dünya Uygur Kurultayı’nın yetkililerine terk ediyor?

Kayseri’de iş bulamayan bu Uygur Türkleri niçin istediği bir şehre gidip kendine Suriyeli, Özbek, Çeçen, Türkmen sığınmacılar gibi ev tutamıyor, niçin serbestçe dolaşamıyor?

İSTANBUL VE KAYSERİ’DE Kİ UYGUR TÜRKLERİ ARASINDAKİ MUAMELE FARKI KİMİN ESERİ?

Tayland’dan, İstanbul’a ilk geldiklerinde Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği’nin, Seyit Tümtürk ve yöneticilerinin çeşitli oyun ve kandırmaca ile, Kayseri’ye giden Uygur Türkleri ile bu oyuna düşmeyip İstanbul’da kalan Uygur Türkleri arasındaki bu ayrım neden? Bunu kim yapıyor?

Oysaki Seyit Tümtürk ve yanındakiler, Uygur Türklerini kandırıp Kayseri’ye götürmek için otobüsle Kayseri’den gece yarısı gelip Uygurlara ‘’Sizlere ev tuttuk, yiyecek içecek ve bütün ihtiyaçlarınız karşılanacak, 5-10 gün kalacak ve oturumlarınızı alıp istediğiniz şehre gidip, özgürce yaşayacaksınız’’ demişlerdi.

İstanbul’daki Uygur Türkleri kendilerine ev tuttu, kimisi işyeri açtı, evlendi, çocukları oldu ve yuva kurdu. Aynı yasaların kapsamı içinde yurda kabul edilen bu Uygur Türklerinin arasındaki bu ayrımcılık sadece Dünya Uygur Kurultayı ve buna bağlı olan Doğu Türkistan Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin reklamı için mi?

KAMP DEVLETE Mİ AİT? DÜNYA UYGUR KURULTAYINA MI?

Amerika’da sözde Uygur Ana dedikleri Rabia Kadir, Tayland olaylarında ve bunun gibi toplumsal olaylarda Uygurları bir gece otobüse bindirip, Ankara’da bağırttırıp Türkiye’nin gündemini değiştirip Amerika’dan aldığı bir emirle yardımcısı Seyit Tümtürk ile Türk polisinin üstüne salmadı mı?

Uygur Türkleri bu sebeple mi Çin zulmünü arattırmayan Kayseri’deki toplama kampında tutuluyor? İhtiyaç olduğunda onlar vasıtası ile yardım toplanacak, reklam için otobüslere bindirilip şehirlerde Polislerin üstüne salınacak. Bunun için mi?

Hiçbir geliri olmayan ve çalışmalarına müsaade edilmeyen bu kardeşlerimiz daima sizin elinize mi bakacak? Ki verilen yardımlar sizin verdikleriniz değil, onlar adına sizin toplayıp aldıklarınızdan, sizden arta kalanlardır!

KAPIDA BEKLETİLEN POLİSLER NE İÇİN BEKLİYOR?

Neden bekliyor? Kim bekletiyor? Kayseri’de Doğu Türkistanlı Uygur Türklerine hiçbir tehdit olmamasına rağmen, neden Polis Gözetiminde ve neden üç günde bir imza atıyor ve neden diğer şehirlerdeki akrabalarını ziyaret edemiyor?

Neden ziyaretçilerden gelen yardımları ‘’Durumları Çok İyi’’ deyip geri çeviriyorsunuz?

Seyit Tümtürk, ne zaman eylem yapacaksanız onu söyleyin? Biz de kardeşlerimizle beraber olalım, sizlerin zulmünden koruyalım. Ansızın bu kardeşlerimizi Ankara’ya, Gezi Parkına, Cizre’ye götürmenizden korkuyoruz!

VALİLİK Mİ, GELEN ZİYARETÇİLERİ KAMPA ALMIYOR!

Akrabaları veya arkadaşları kamplarını ziyaret ettiklerinde kapıda bekletilen işgüzar polisler ‘’Valilik izin vermiyor’’ diyerek dışarıdan ziyaret kabul etmiyor…

Gerek kapalı, gerekse de açık cezaevlerinde bile ziyaretçi kabul edilirken, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerini niçin hiç kimse ziyaret edemiyor?

Sadece yardım getiren birkaç STK temsilcileri mi ziyaret edebilecek? Bu STK’ları niçin Dünya Uygur Kurultayı karşılıyor. Oysaki orası devlete ait bir yer değil mi? Sanki o yardımlar Dünya Uygur Kurultayına mı geldi, basındaki reklamlar neyin nesi?

Hangi dine sığar iki-üç ailenin aynı evde yaşamaya zorlanması?

Madem koyacak yer bulamıyorsunuz, neden güzellikle Uygur Türklerinin kendi yaşamlarını çizmelerine izin vermiyorsunuz? Neden İki-üç aileyi zorla bir evde tutuyorsunuz?

Neden İstanbul ve Kayseri arasındaki bu farkı açıklayamıyorsunuz?

Ahıra koyun mu tıkıyorsunuz!

Tayland’dan gelen kadın ve çocuklar bir okulun yurduna geçici olarak yerleştirilmişti. Okulların açılmasıyla onları da lojmanlara yerleştirilecek.

Sorun Suriye sınırında yakalanan üç-beş Uygur mu? Bu sebeple mi?

Suriye sınırını geçmeye çalışırken yakalanan üç-beş Uygur yakalandı diye mi bu baskı ve zulümler? Oysaki aynı sınırda Çeçen, Özbek, Türkmen, Suriyeli gibi onlarca ülke vatandaşı o sınırda yakalanıyor. Birkaç kişi sınırda yakalandı diye, Türkiye’deki tüm Özbekler, Çeçenler, Kobaneli Kürtlerin tamamı haftada üç gün imza ve zorunlu meskene mi alındı? Hayır, bu muamele sadece Uygur Türklerine yapılıyor.

Niçin hepsine aynı uygulama yapılmıyor? Uygur Türklerinin farkı nedir? Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmekten başka bir iş yapmayan Dünya Uygur Kurultayı ve Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği’nin menfaatine yapılan bu uygulama bir an önce durdurmalıdır.

Ankara’da polisin üstüne atılan bu Uygurlar, Gezi olayları ve kargaşalarda Dünya Uygur Kurultayı tarafından mı kullanılacak? HDP ve PKK ile aynı saflarda mı kullanılacak?

Birileri bu işgüzarlığı durdurmazsa ikinci bir gezi olaylarında Amerika’dan aldığı talimatla, Dünya Uygur Kurultayı ve Rabia Kadir bu Kayseri’deki Uygurları gezi eylemleri için HDP ve PKK ile Taksim meydanına dökecek!

Uygurları, Gezi Olaylarında PKK ile Taksim’e eyleme çağıran bu zihniyeti Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti başkanı İsmail Cengiz açığa çıkartmış ve çıkan haberlerin akabinde, çağrıya son verilmişti.

Ankara’ya otobüslerle sahur vaktinde götürülen Uygur Türklerini Polisin üstüne salan da bu zihniyettir. Bu insanlar birilerinin çıkarı için Sahur vakti Polise saldırmak için mi o kadar ülkeleri aşıp geldi?

Oysaki Komünist Çin’de de bu eylemi yapabilir, Çin polislerine saldırabilirlerdi.

Bu zihniyetin amacı Uygur Türkleri üzerinden reklam ve para toplamaktır.

Saltanatlarının sürebilmesi için, Kayseri’de ki toplama kamplarında zorla tutulan Uygur Türklerine ihtiyaçları var. Bu kamp dağılırsa, nasıl reklam yaparız, nasıl para toplarız endişesi taşıyorlar.

Türkiye’de ki Sivil Toplum Kuruluşları, Doğu Türkistanlı Uygur Türklerine sahip çıkmalıdır.

Kamptaki bu Uygurları kimsesiz, sahipsiz bırakmamalıdırlar. O kamp Amerika’nın güdümündeki Dünya Uygur Kurultayı’na ait değil. O kamp Türkiye Devletine aittir. Bu sebeple, kimsenin o kampı sahiplenmesine izin verilmemelidir.

Nasıl ki Hatay’da Afgan göçmenlerin kaldığı bir kamp zamanla köy halini almış ve herkes özgürce ev tutup çalışıp, evlenip çoluk çocuk sahibi olduysa, Uygur Türklerinin de buna hakkı vardır. Akrabalarını ziyaret etmeleri onların en doğal haklarıdır. Evlenip eve çıkmak onların en doğal hakkıdır. Zamanla alacakları oturum ve çalışma vizesi almaları ve çalışmaları en doğal haklarıdır. Bu hakkı Allah onlara vermiştir, kimsenin almaya da hakkı yoktur!

Sivil Toplum Kuruluşları Uygur Türkleri’ne sahip çıkmalıdır. Onlara yapacakları ilk yardım, Uygurları esaretten kurtarmalarıdır ve bu keyfi uygulamalara son verilmesi için çalışma başlatmalarıdır. Kayseri’deki bu kamp, hiçbirinize uzak değildir.

Küresel Analiz / Özel Haber

24

Kayseri’deki polis lojmanlarında zorunlu iskana tutulan ve haftada üç gün imza atmak zorunda kalan Uygur Türklerinin çocukları…

 

BU HABERLER DE VAR!

Mevlüt Çavuşoğlu: ”Hamas’a İsrail’i tanıması için baskı yaptık”

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Türkiye’nin Hamas’a silah bırakıp İsrail’le müzakerelere başlaması için baskı yapığını açıkladı. …

Tartışmaların odağındaki isim Şeyh Said kimdir?

1865 yılında Elazığ’da doğan Şeyh Said, özellikle son günlerde tartışma konusu oldu. Bazı çevrelerce isyancı, …